Translate

Entler Ve Ent Hanımları Hakkında

Entler Ve Ent Hanımları Hakkında

Ent

Tolkien gibi bir ağaç severin evreninde, ormanın koruyucuları elbette olacaktı. Ama kim? Kimseyi düşünmeyen Tom Bombadil mi?, ormanları katleden Cüceler ve Orklar mı?, ormanlara önem vermeyen İnsanlar mı?, her an Valinor'a geri gidebilecek, büyüleriyle ormanı şekillendiren Elfler mi? Hayır, bunun cevabı Entler. Ağaçgüderler. Ama, ne olmuştu Entlere? Ent-hanımlar neden terk etmişti onları? Hadi tahmin etmesi kolay ve aslında mantıklı nedenleri sıralayalım:

İlgisiz eşler - Sonsuz ömrün verdiği bir rahatlama - Ormanların gittikçe küçülmesi ve başka diyarlar hakkında hikayeler

Evet, aslında Ent-hanımlarının gitmelerinin nedeni tam olarak da budur. Büyücülerin ve başka diyarların hikayelerini dinleyip bazı şeylere Entlerden daha meraklı olan Enthanımlar, bildiğimiz kadarıyla başta Shire sınırındaki Buckland'a, buradaki ormanlara göç etmişlerdir. Burada tarlalara merak sarıp, topraktan büyüyen şeylere aşık olmuşlardır.

Üçüncü Çağ’ın sonunda kısa bir süre sahne alan Entler, ancak her şeylerini kaybedince Ent-hanımlarını bulabilecekler denir. Ama 4. Çağ başında, ne bütün ormanlar yok edilmiş, ne de Arda’nın sonu gelmiş durumdadır. İnsanların hüküm yılları sürmektedir. Her şeyi sona erdirecek nihai savaşın ardından, Güneş sönüp yıldız ışıkları kaldığında, sessiz ve hareketsiz duran Orta Dünya’da, son dansı takat kalmamış dallarını birbirine dolayarak yapmak üzere buluşacaklardır, kim bilir...

Ent:
Bahar kayın yaprağını açıp özsuyu yürüdüğünde dala;
Işık vahşi ormandaki dereye vurup rüzgar vardığında yamaca;
Adımlar uzun, nefesler derin, dağ havası keskinken tam,
Geri dön bana! Geri dön! Söyle, güzel değil mi ülkem!

Ent-hanım:
Bahar gelince bahçeye, kıra, mısır yapraklanınca;
Meyve bahçesinde tomurcuklar parlak kar gibi açınca;
Yağmur ve güneş doldurunca hoş kokularla yeryüzünü,
Kalırım burada, dönemem sana, benim ülkem de güzel çünkü!

Ent:
Yaz dünyaya yayıldığında, altın rengi bir öğlen vakti
Uyuyan yaprakların çatısı altında, açılır ağaçların düşleri;
Rüzgar Batı'dayken, yeşil ve serinken orman sarayları,
Geri dön bana! Geri dön! Kabul et, en güzel ülke benimki!

Ent-hanım:
Yaz gelip ısıtınca dalındaki meyveyi, kahverengiye çalınca yemiş;
Saman altın rengi, başaklar beyaz, hasat köye gelmiş;
Bal dökülmüş, elma olgun, rüzgar Batı'da da olsa
Benim ülkem en güzeli, kalırım burada güneşin altında!

Ent:
Kış gelince hiç acımaz, katleder tepeyi, ormanı;
Devrilir ağaç, yıldızsız gece yutar güneşsiz günü;
Rüzgar ölümcül Doğu'dan eser; bense acı yağmurun altında
Seni ararım ,sana seslenirim, geri dönerim sana!

Ent-hanım:
Kış gelip de şarkı susunca, çökünce karanlık sonunda;
Çıplak dal kırılıp, işler bitip, ışık solduğunda;
Ararım seni, beklerim seni, yollarımız rastlaşana dek yeniden;
Düşeriz yollara birlikte, acı yağmur yağarken!

Birlikte:
Batı'ya olan o yola düşeceğiz birlikte,
Bir ülke bulacağız uzaklarda, gönüllerimizi huzura erdirmeye!
Warglar Kimlerdir? Nedirler?

Warglar Kimlerdir? Nedirler?

Warg'lar

Kurtlar, hep kötü yaratıklarla müttefik olarak karşımıza çıkarlar. Beyaz Kurtlar kuzeyin uzak bölgelerinde inlerini kurmuşlardı ve orada ürüyorlardı. En korkutucu ve tehlikeli kurtlara ise Warg adı verilir ve Warglar genellikle Yaban topraklarda yaşarlar. 
Bazen Orklar kurtların üzerilerine aynı insanların atlara binmesi gibi binerler (Kurt Binicileri). Bu konu Hobbit'te şu şekilde anlatılmaktadır:
… ama o günlerde zaman zaman, öncelikle de yiyecek veya çalıştıracak köle bulmak amacıyla baskına giderlerdi. Zaman zaman insanların atlara binmesi gibi onlar da kurtların sırtında yolculuk ederlerdi…
 Saruman, Kurt Binicilerinden birlikler oluşturmuş ve onları Isengard’da konuşlandırmıştı. Bunlar çok tehlikeliydiler ve atlara karşı üstündüler; çünkü atlar kurtlardan ürküyorlardı. 
Saruman’ın Kurt Binicileri genellikle küçük kafilelere saldırıyor ve herkesi öldürüyorlardı. Büyük gruplara pek saldırmamalarına rağmen bazen onlara dadanabiliyorlardı.

Kurt-binicileri ilk muharebeyi Rohirrimler’le Isen Sığlıklarında 23 Şubat 3019’da yaptılar. Miğfer Dibi yolunda giden Rohirrimler’i ve Rohan kafilesini çevirdiler ve ani bir saldırı yaptılar. Kurt-binicileri Miğfer Dibi’nde Saruman’ın diğer birlikleri gibi mağlup edildi. (3 Mart’ın gecesinde)

Warglar, kurt türleri arasında en şeytani olanlarıdır. Konuşma yeteneğine sahiptirler ve kendilerine has bir dilleri vardır. Aşağıdaki olay bu olguyu kanıtlar nitelikte:
… ağaçların dibine de muhafızlar diktiler ve diğerleri (sanki yüzlerce kurt vardı) açıklığın ortasına gidip koca bir çember halinde oturdular; çemberin ortasında büyük ve gri bir kurt vardı. Onlara wargların feci lisanında hitap etti. Gandalf bu dili anlıyordu. Bilbo anlamasa da kulaklarına korkunç geliyordu; tüm konuştukları zalimce ve haince şeylermiş gibi, öyleydi zaten…
… ağacın altından dev çam kozalakları topladı. Ardından kozalaklardan birini parlak, mavi alevle yaktı ve kurtların arasına gönderdi. Kozalak kurtlardan birine isabet etti ve kabarık postu anında tutuşan hayvan korkunç çığlıklar sağa sola sıçramaya başladı…
2941 yılında Ork birlikleri ile birlikte bir köy basmayı planlayan Warglar, Orklarla buluşacakları yerde kim olduklarını bilmedikleri 14 cüce, bir buçukluk ve bir büyücü ile karşılaştılar. O grup aslında Ulu Goblin’i öldürüp Goblin Mağaralarından kaçmış olan; Smaug’dan hazinesini geri almak için yola çıkan Thorin Meşekalkan ve yoldaşlarıydı. Bilmeden goblinlerin peşlerinde olduğu kaçakları yakaladılar ve orada sıkıştırdılar onları. Bilbo ve diğerleri Warglar ağaçlara tırmanamadığı için ağaca tırmandılar. Gandalf son çare olarak çıktığı ağaçtaki kozalakları birer alev topuna çevirip kurtlara fırlatmakta buldu. Bu fikri bir çok Warg'ın ölmesini sağladı ama tükenmiyorlardı. En sonunda Gandalf, öleceğini bile bile ağacın altındaki Wargların üzerine atlayacaktı ki; o bölgeyi sürekli gözleyen kartallar son anda onları kurtarmışlardı.

Warglar öfkeden deliye dönmüşlerdi ve intikam almak için yanıp tutuşuyorlardı. Orklarla beraber toplandılar ve büyük bir ordu halinde doğuya, Yalnız Dağ’a doğru hareket ettiler. Büyük bir savaş oldu ve bu savaşa Beş Ordular Savaşı adı verildi. Kurtlar ve Orklar; Dain’in cüceleri, Orman Elfleri ve orada yaşayan Göl İnsanları ile mücadele ettiler. Lakin bu saldırıları başarılı olamadı ve büyük bir yenilgiye uğradılar. 
Sonrasında hala o civarda bulunan bütün Orklar ve Warglar kaçtılar. Bunun üzerine Beorn büyük şenlikler düzenledi.

3019 yılının Ocak ayında Puslu Dağlar’dan geçmekte olan Yüzük Kardeşliği’ne saldırdılar. Yüzük Kardeşliği ile mücadeleye girdiler. Gandalf etraflarında bir ateş çemberi oluşturdu ve Legolas onları yanan oklarıyla avladı. Wargların vücutlarından çıkan ateşle bütün gece aydınlandı.

Sonraki günlerde Yüzük Kardeşliği Warglardan kurtulmak için Moria Madenleri’ne girdiler. Lakin orada onlardan daha kudretli bir iblisle karşılaşacaklardı. Bu olaydan sonra ise Wargların herhangi bir savaşa katıldıklarına dair bir belge yoktur. 


Troll'ler Kimdir? Nedirler?

Troll'ler Kimdir? Nedirler?

Troll'ler

Geneli düşman emrinde olan çok güçlü, büyük yaratıklar. İnsanımsı şekilleri olmasına rağmen görünüşleri ürkünçtür. Normal bir insandan daha uzun ve yapılıdırlar. Pullu derileri ve parmaksız büyük ve düz ayakları vardır.Kanları siyahtır.

Troller genelde aptal yaratıklardır. Herhangi bir inşaa ya da bir şey yaratma kabiliyetleri yoktur. Diğerlerinden çaldıkları değerli eşyaları biriktirirler genellikle de soydukları insanları yemişlerdir. Trollerin kendilerine has bir dilleri yoktur ancak Eriador’daki taş trollerinin bazıları Ortak Lisan’ı konuşabilmektedirler. Sauron hizmetine aldığı trollere KaraLisan’ı (Black Speech) öğretmiştir.

Troller inanılmaz güçlü olup öldürülmeleri son derece zordur. Zayıf noktaları ise gün ışığında taşa dönmeleridir.(Olog-hailer hariç)

Trollerin saklandıkları yerler Mordor, Mirkwood’un güneyleri, Moria'yı da kaplayan Sisli Dağlar ve Trolbükü isimli ormanlık alanın yanındaki Eriador’daki Ettenavlakları'dır.
Troller değişik yaşam alanlarına uyum göstermişlerdir. Bunlar 3 farklı tür olan mağara trolleri ,tepe trolleri ve dağ trolleridir. Ayrıca kar trolleri de olabilmektedir. Taş trolleri ise trollerin içinde ayrı ve özel yeri olan bir türdür.Bu troller gün ışığında taşa dönmektedirler.

Troller orijinalinde taştan yaratılmışlardır. Trollerin Morgoth tarafından entlerin taklitleri olarak onlara karşı koymak için yaratıldıkları söylenmektedir. Tolkien de trollerin orjinleri hakkında kararsız kalmıştır:

''Troller hakkında tam olarak konuşamayacağım. Sanırım troller sırf taklitlerdir ve bundan ötürü de gün ışığında taş şekline bürünmektedirler; fakat trollerin, taş trolleri dışında vahşi olan diğer türleri de mevcuttur.''(J.R.R Tolkienden mektuplar:mektup# 153)

Diğer türleri de mevcuttur sözüyle aslında Tolkien’in belirttiği tür Olog-hailer’dir.Olog-hailer Üçüncü Çağ’ın sonunda Sauron tarafından yaratılan daha üstün bir türdür; ancak Sauron’un bu türü nasıl yarattığı hakkında bir kayıt yoktur .Yayınlanmamış bir notunda Tolkien, Olog-hailer’e referans olarak olarak gösterilebilecek şu bilgiyi vermiştir: ''Açıkça görülür ki Olog-hailer ilkel insanların dejenere olmuş tipleridir''.

Olog-hailer direk gün ışığına dayanabilen ve diğer trollerden de daha zeki olan bir türdür. Büyük ve güçlü olmalarıyla beraber derileri de bir taş kadar serttir. Nadir konuşsalar da Kara Lisan’ı bilmektedirler. Mordor’un dağlarında ve Sauron'un Güney Mirkwood'daki Dol Guldur kalesinde yaşamaktaydırlar. Olog-hailer’in tümü Sauron’un hizmetinde olmuş ve katiyen sözlerine uymuşlardır.

Sauron'un gücü arttıkça troller Orta Dünya için tam bir tehdit olmuşlardır. Aragorn'un dedesi Arador Ettenavlakları’nda 2930 yılında tepe trolleri tarafında öldürülmüştür.
2941'deki macerasında Bilbo Baggins; Tom, Bert ve William Huggins adında 3 trolle karşılaştı. Bu 3 troll Trolbükü’nde başı boş gezmekteydiler ve ele geçirdikleri zenginlikleri sakladıkları bir mağaraları vardı. Nereden aldıkları bilinmemekle beraber bu zenginlikler içinde Glamdring, Orcrist ve Bilbo’nun ileride Frodo’ya vereceği kılıç Sting de bulunmaktaydı.

Bu üç troll Ortak Lisan'ı zor da olsa konuşabiliyorlardı. Yakaladıkları hayvanları ve gezginleri yerlerdi. Bilbo ve 13 cüceyi yakaladıklarında memnun olmuşlar , ancak Gandalf trollere tutsaklarını gün ışığında pişirdiklerinde daha lezzetli yiyecekleri şeklinde bir yalan söylemiş ve troller buna inanarak gün ışığına çıkmışlar ve taşa dönmüşlerdir. Frodo ve arkadaşları Ayrıkvadi’ye giderken onların heykel şeklindeki suretlerini görmüşlerdir.

Yüzük Kardeşliği yolculuğu sırasında birkaç sefer canlı trollerle yüz yüze geldi. Moria'da bir mağara trollü tarafından saldırıya uğradılar ve bu trollü Frodo ayağından yaraladı.
Dağ trolleri ise Pelennor savaşında Grond'u taşımışlar ve Minas Tirith'in kapısını yok etmişlerdir.

Gorgoroth'tan bir kısım tepe trolü ise Morannon savaşında (Kara Kapılar’daki savaş) düşmana hizmet ettiler. Savaşın gün ışığında olması sebebiyle, bu tepe trollerinin Olog-hai türünde olması muhtemeldir. Tepe trolleri Gondor savaşçılarının çoğunu ağır balyozlarıyla ezmişlerdir. Trollerin şefi Beregond’u yaralamış ve boynundan ısırmış ancak Pippin bu trolü kılıcıyla öldürmüş ve ''trollerin belası'' lakabını almıştır. Savaştan sonra Gimli Pippin'i trolün ağır cesedi altında canlı olarak bulmuştur.

Sauron’un defedilmesinden sonra emrindeki troller şuursuz ve hedefsiz şekilde kaçışmışlardır. Dördüncü Çağ’ın başında ise Gondor ve Rohan savaşçıları Sauron’un hizmetkarlarını avlamaya devam etmişler ve muhtemelen bu zamanda troller Orta Dünya için tehdit olmaktan çıkmışlardır.

İsimler ve etimoloji:
Trol Sindarin dilinde Torog olarak yer almıştır. 

Kara Lisan’da ise Olog anlamındadır. Sonundaki hai eki ise çoğul yapan bir ektir.(Uruk-Hai’deki gibi)

Nazgul'ler Kimdir? Hangileri Bilinir?

Nazgul'ler Kimdir? Hangileri Bilinir?

Er-Mûrazor - Cadı Kral - Nazgul Lordu 


Er-Murazor(Kara Prens),Kral Tar-Ciryatan'ın oğlu ve Büyük Tar-Atanamir'in küçük kardeşi olan Númenórean Prensiydi. 1820 yılında dünyaya geldi. Güneş tutulması esnasında doğduğu ve saçının daha önce doğanlardan çok daha koyu olması sebebiyle Tindomul(alacakaranlığın oğlu)adı verildi. O da kardeşi gibi olağanüstü gururluydu ve Númenór ile ilgili her şeye karşı bir merakı vardı. Kızgın ve gözükara olduğundan, Er-Mûrazor Orta Dünyadaki pek çok fetihlerde görev aldı. 

Kara Prens 1883 yılının 2.çağının ilk haftası Barad-dur'a gitti ve Yüzüklerin Efendisinin bir öğrencisi oldu. 150 yıl boyunca büyü bilgisini genişleterek çok güçlü bir büyücü oldu. Sonunda Sauron'un güç, zenginlik ve ölümsüzlük vaatleri karşısında ruhunu kendisine bir güç yüzüğü veren efendisine teslim etti. Kara Prens bundan sonra Cadı kral ya da Morgul Efendisi olarak tanındı. 

3.çağ boyunca Sauron Cadı kral'ı Angmar'a gönderdi ve Arnor ordusu ile büyük bir savaşa tutuştu. Nazgul lordu Arnor'u yendi, fakat kendisine meydan okumak için yola çıkmış Gondor kuvvetleri ile karşılaştı. Gondorlu Eärnur ve Erdiyarlı müttefikleri Angmar birliklerini Arnor'un eski başkenti Annúminas yakınlarındaki harabelerde yendi. O yıldan sonra Tayf lordlarının demir evleri yıkıldı ve Kuzey savaşları destanı sona erdi. 

3.Çağda Cadı kral Sauron'un güneydeki ordusuna liderlik ederek bir Gondor garnizonu olan Osgiliath'a ilerledi ve Gondorluları nehrin karşı yakasına püskürttü. Ondan sonra diğer dokuzlara katıldı ve kayıp yüzüğü ortaya çıkarmak için atını Shire'a sürdü. Hobbitlerin bulunması zordu fakat Cadı kral sonunda Frodo'yu bulup Morgul bıçağıyla bıçakladı. Khamûl ve dokuzların geri kalanına katıldıktan sonra grubu Bruinen Sığlıklarına kadar takip etti. Orada Frodo'ya teslim olmasını söyledi ve Ûvatha ve Dwar ile beraber atını nehre sürdü. Fakat büyüyle çağrılmış nehrin suları büyük bir sele dönüşerek Nazgul'u oradan götürdü. Ve böylece yüzük arayışı sona erdi. 

Bruinen Sığlıklarındaki felaketten sonra Cadı kral Minas Morgul'a çekildi ve Sauron'un güneyli birliklerinin komutanlık görevine geri geldi. Hedefi Minas Tirith ve Gondor'un yenilgisiydi. Savaş şehrin surlarının önünde başladı. Grond şehrin Cümlekapısını yıktığında Theoden'in komutasındaki 6000 Rohirrim düşman kuvvetlerine kuzeyden saldırarak Ork birliklerinin geri çekilmelerini sağladı. Başta savaş özgür insanlarının lehine döndü. 

Fakat daha sonra Nazgul Lordu savaşa katılarak Rohan kralına cevap verdi. Bineğini Rohan ordusunun üzerine sürdü. İlerleyen Rohirrim atları Cadı kral Rohan kralını katlederken panikledi. Bu olay Theoden'in yeğeni  Eowyn'i kızdırdı. Baştan aşağı zırhlı ve bir kadın olarak tanınması güç Eowyn, amcasının cesedi üzerinde durarak Cadı kral'a meydan okudu. Ama Cadı kral onunla sadece alay etmekle yetindi. Ona aldırmayıp karşısında bir kadının durduğunu bilmeyerek hiç bir erkeğin onu öldüremeyeceğini söylediğinde, ölümünün tadına bakmış oldu. İşte o zaman Eowyn miğferini çıkardı ve şöyle dedi: 

"Ben yaşayan bir erkek değilim! Şu anda bir kadınla yüzyüzesin. Ben Eomund'un kızı Eowyn. Benim, kralımın ve soyumun arasında duruyorsun. Eğer ölmediysen defol git! Yaşasan da karanlık bir hayalet olsan da ona dokunursan seni gebertirim!" 

Cadı kral sessizce ayağa kalktı. Cadı kral’ın bineği ona pençeleriyle saldırmak için alçaldı. Eowyn ilk saldırıyı savuşturdu sonra canavarın kellesini boynundan ayırdı. Nazgul Lordu tekrar ayağa kalktı ve topuzuyla saldırmak için ilerledi. Kızın yeşil kalkanını paramparça etti ve silahını son darbeyi yapmak için kaldırdı. Aniden, Merry Cadı kral'ın sırtına büyülü kılıcını soktu ve Morgul lordunun ölümsüz kısmını vücuduyla beraber tutan büyüyü bozdu, Eowyn’e toparlanması için zaman verdi. Rohan kızı kendini topladı ve kılıcını Yüzüktayfının boynuna sapladı. 

Kehanetteki gibi hiç bir erkek Sauron'un sağkolunu öldüremedi. Onun yerine Pelennor Çayırları'nda bir kadın ve eski bir kılıcı tutan buçukluk Merriadoc tarafından öldürüldü. 


Ejderha Lordu Khamul, Doğunun Gölgesi 


İkinci Çağın 1744 yılında Endor’un doğu yakasında dünyaya geldi. Khamol, Womaw lordu Mul Yanul’un en büyük oğluydu. İkinci Çağın 2000 yılı civarında Barad-Dur’da görünmeye başladı. O zamandan sonra adının Kara Lisandaki telaffuzu olan Khamul adı ile anılmaya başladı. Kara Kule’deyken, Sauron’a hizmet etti. Görevleri başkentin ve karakolların bakımını yönetmekti. Görevi 3350 yılına kadar, Umbarlı Urzahil'in, Sauron’un Ağzı ve Kule’nin komutanı olmasına kadar, elinde kaldı. 

Sauron 3262’de ele geçirildiğinde, Khamul Mordor’a kaçtı fakat 3400 de geri döndü. Doğudölleri Son İttifak savaşı boyunca Mordor’da kaldı. Kara Kule 3441’de düştüğünde, Nazgul Elf birlikleriyle karşılaştı ve uzun ve vahşi bir savaşa tutuştu. Korunmasız olarak, Sauron düşmanlarını teke tek dövüşte oyalamaya mecbur kaldı. Elendil’i ve Gil-Galad’ı katletmesine rağmen felaketi yaklaştı. Yüzüğü(ve parmağını) dövüş esnasında kaybetti ve ruhu gölge tarafına geçti. İkinci çağ Nazgul’un Sauron ile beraber sürgüne gitmesiyle sona erdi. 

Khamul kısa bir süreliğine Güney Kuyutorman-Dol-Guldur’da Sauron ile beraber ikamet etti ve bu esnada yavaşça güçlerini yeniden inşa etti. Üçüncü çağda Khamul diğer Dokuz ile beraber Minas-İthil’e yapılan ani saldırıya katıldı. İki yıl sonra şehri ele geçirdiler ve Palantir’i aldılar. Şehir bundan sonra Minas-Morgul diye anıldı ve Yüzüktayflarının evi oldu. Sauron’un Dol-Guldur’daki son ikameti esnasında Khamul’un savaşçıları Cüce lordu 2.Thrain’i ele geçirdi ve güç yüzüğünü aldı. 2. Thrain esaretinin son yılında Gandalf’a Erebor’a(Yalnız Dağ)giren gizli bir kapının anahtarını vermeyi başarmıştı. 3017’de Hobbit Gollum yakalandı ve Sauron yüzüğün nasıl bulunduğunu öğrenmek için geldi. Sonradan Gollum, Aragorn’un eline düştü ve Kuzey Kuyutorman Elflerince tutsak edildi. Khamul ve Adunaphel, Dol-Guldur Orklarıyla beraber Silvan Elflerine ve Gollum’u geri almak için olan saldırıyı yönetti. Elfler Khamul’un adamlarının ağır saldırısına dayanamadı ve sonunda Gollum kendi başına kaçtı. 
Khamul diğer Dokuz’la beraber Ferah çayırlara(Gollum’un yüzüğü bulduğu yer)Shire’ı bulma ümidiyle at sürdü. Fakat sadece terkedilmiş kamplar buldular ve Erdiyarı’da olduklarını hemen anladılar. Lorien çevresinden dolanıp Yeşilyol boyunca Rohan’ın içinden Hobbitlerin ülkesine gittiler. Yeşil Tepe ülkesinde Khamul’un keskin koku alma hissi neredeyse Frodo’nun saklanma yerini açığa çıkarıyordu. Ayrıkvadi yenilgisinden sonra Khamul ve Adunaphel Dol-Guldur’a geri döndü ve savaş için hazırlanmaya başladı. 



Waw`lı Dwar, Acımasız Köpek Kralı


Dendra Dwar ikinci çağın 1949 yılında Köpekler adasının Horm köyünde doğdu.1965’de Hent’ten kötü K’Prur Waw’a yerleşti ve Dwar’ın babası Dendra Wimin de içinde olduğu halkın büyük bir bölümünü öldürerek köyü yaktılar. Dwar kaçmayı başardı ve Wol’un kuzeyine, Wolim kabilelerinin savaşçı krallıklarının başkentine yelken açtı. Dwar kendi halkının Hent’i yenmesi için ne kuvvetinin ne de yeteneğinin olduğunu anladı. Bu yüzden ormanın ve kırların yollarını öğrendi ve yetenekli bir savaşçı haline geldi. Dwar’ın savaş yeteneği onu, intikamını alması için daha güçlü şeyler aramasını engelleyemedi ve 1969’da eski büyü sanatlarına sadık bir okula girdi. Rahip Embra Slil’in eğitimi altında Dwar bir büyücü oldu. 

Geri dönüşünden ve Hent’i üzerindeki zaferinden sonra şimdiki Köpek kralı kendini adaların yüksek lordu ilan etti ve yaşlı konsey üyelerine itaat etmeyi reddetti. İntikam ve güç arzularını tatmin etmek için Dwar tüm çevre adaların ve kıyı krallıklarının varisi olduğunu iddia etti. Waw ve başkent arasındaki tüm adalar-güneydeki Avar Elflerinin adası Cimoniemor da dahil-Dwar’ın krallığına dahil oldu. Köpek kralı gücünün doruğuna çıktı ve hizmetkârlarını Hent’e olan savaşa yönlendirdi. 

Dendra Dwar yavaşça yok oldu. Ruhu açgözlülüğü ve nefreti nedeniyle tükendi ve Waw’lı Dwar ölümsüzlük teklifini kabul etti ve Sauron’dan bir güç yüzüğü aldı. Gitme zamanı geldiğinde savaşlarla yağmalar sona erdi ve Dwar’ın Mordor’a olan yolculuğundan sonra barış geldi. 
2250’den 3262’ye kadar Dwar Mordor’un savaş kurtlarını yetiştirdiği Barad-Dur’da yaşadı. Çocukları Endor’u çağlar boyunca yağmaladı fakat Numenoreanlar Sauron’u ele geçirdiğinde Dwar Waw’a gerisingeri kaçtı.3320’de Yüzüklerin Efendisi’nin Kara Kule’ye dönüşünden 1 yıl sonra Mordor’a geri döndü. Dwar Dunadan’ın Arnor ve Gondor devletlerine karşı ilerleyen direnişi hazırlayarak işlerine geri döndü. Bizzat kendisi Sauron’un kaderini izledi bu yüzden Barad-Dur düştüğünde ve kötü olan hükmeden yüzüğü kaybettiğinde Dwar efendisiyle beraber gölge tarafına geçti. 

Dwar üçüncü çağın 1051 yılında yeniden uyandı. Dol-Guldur’da Kara lord’un yanındayken aynı yılda Waw’ın doğusuna gitti. Orada gelecek 589 yıl boyunca kaldı. Sauron Dwar’ı 1640’da batıya geri çağırdı. Doğudaki işlerini tamamladıktan sonra Köpek lordu geri kalan Ulairi ile Mordor’a gitti ve kötü olanın yeniden doğuşu için krallığını hazırlamaya başladı. Dwar Nazgul’un Minas-Morgul saldırısına katıldığında 2000 yılına kadar Kara Diyar’da kaldı. İthilien’in ele geçirilmiş başkentinde 2063’e kadar kaldı. 

Sauron Dol-Guldur’u terk ettiğinde ve Kara Diyar’a geri geldiğinde Dwar Mordor’a geri döndü. Nazgul 2951’de başlayan Barad-Dur’un inşasına katıldı. Oradaki işi bittiğinde kurtları ve tazıları yetiştirmek için geri döndü. Dwar’ın diğer Dokuz gibi görevi hükmeden yüzüğü bulmaktı. Kara Süvari yoldaşlarını Rohan içinden Anduin vadisine oradan da Erdiyarı’na kadar takip etti. Cadıkral ve diğer dördüyle beraber Andrath içinden kuzeye, Bree’ye gitti. Kısa bir süre sonra Uvatha, Khamul ve diğerlerine katılmak için yola çıktı fakat Dwar, Cadıkral, Akhorahil, İndur ve Ren kardeşliğe Fırtınabaşı’nda saldırdı ve Frodo’yu yaralamayı başardı. 

Nazgul kaçan yüzüktaşıyıcısını ve yoldaşlarını Bruinen sığlıklarına kadar izledi fakat büyülü sel suları tüm umutlarını söndürdü. Dwar, nehire üçüncü ulaşan, selin tüm kuvvetini hissetmişti ve bineğini kaybetti. Mordor’a geri döndü ve ilerleyen aylarda tek yüzüğü aramaya devam etti. Udun’da toplanan ana orduya katıldığından, Nazgul lordunun yok edildiği Pelennor Çayırları savaşını kaçırdı. Yine de son Morannon Savaşı’nda hava saldırısına katıldı ve Kıyamet Dağı’nda ortaya çıkan yüzüktaşıyıcısını engellemek için uçtu. Ama sonu gelmişti ve hükmeden yüzük yok edildiğinde ve Eä ile olan son bağlantısı da kesilmiş oldu. 



Ji Indur Dawndeath, Bulutların Sürgün Kralı 


İndur Dawndeath, Kiran Cumhuriyeti’nin en zengin ailesinin varisi, 1955’te Korlan şehrinde Ji İndur’da doğdu. Civar krallıkların hükümetine seçilen en genç adamdı. 

Numenor’un büyüyen gücüne karşı merkezi bir hükümet yaratmak için çalıştı. İndur yavaşça zengin savaşçı ve tüccarlar ile çevre Elflerin arasından destek topladı. Fakat krallık savaşın eşiğindeyken ve isyan çıktığında İndur, Mumakan’ın doğusuna kaçtı. 

Sauron’un casusları 18. yüzyılın ortasından beri Mumakillerin evinde oturuyordu ve Ji İndur’un Kara Lord ile olan yürekten bağları ona hükümetteki yenilgisinden sonra bir sığınak sağladı. Sauron sürgün kralına yeni bir taht teklifi sunduğunda Uzun Kiran Yüzüklerin Efendisi’ne güney uçtaki kirli amaçlarını yerine getirmesi için fırsat sağladı. Bu antlaşma Mumakan’ın felaketine neden oldu. Kötü olan 2001’de İndur’a bir güç yüzüğü verdi ve daha sonra aynı yılda yüzüktayfları akıl hocalarının lehine Mumakan tahtını ele geçirdi. 

Ji İndur Mumakan’ın 2.Ji Amaav’ı olarak taç giydi. Kutsal şehir Amaru’dan hükmederek İndur yarı göçmen kabileleri birleştirdi ve sonraki fetihleri için plan yapmaya başladı. Mumakni’nin dağılmış bir halk haline geldiği hükümdarlığı 1261 yıl boyunca sürdü. İndur 1050 yılı civarı Orta Dünya’ya geri döndü ve gelecek 2 yüzyılı E-Sorul Sare adasında gücünü geri toplayarak yaşadı. Geri kalan üçüncü çağ boyunca İndur Mordor’da (1640-2000)veya Minas-Morgul’da(2000-2460 ve 2941-3019)kaldı. Cadıkral ile beraber 3018’de tek yüzüğü aramak için yola koyuldu. Fırrtınabaşı’nda kardeşlikle karşılaştı ve Bruinen Sığlığı’ndaki yenilgiden sonra bineğini kaybetti. Sonradan Minas-Tirith’e karşı olan saldırı boyunca Mumakil atağına göz kulak oldu. Morannon Savaşı’nda ulu kartallarla çarpışmalarından sonra sonları geldi. Geri kalanlarla beraber Kıyamet Dağı’nda Hobbitleri engellemek için uçtular ve tek yüzüğün yok edilişinden sonra yok oldular.



Fırtına Kralı Akhôrahil, Kör Büyücü 


Akhôrahil, Sauron’un hükmeden yüzüğünün büyüsü altında kalan ikinci Numenorean lordu, 1888’de Nisinen Suları’nı gözetleyen bir malikânede doğdu. Müthiş derecede zeki olan genç Akhorahil, ailesinin zenginliği ve Tar-Ciryatan’ın denizaşırı yaptığı yağmalarla elde ettiği kazançlardaki hisseleri sonucu küçük yaşta şımardı. 1904’te ailesi ile beraber doğuya, güneybatı Endor’daki Hyarn sahillerine yelken açtı. Akhorahil yeni ülkesini çok sevdi ve babasının çevre insanlar üzerinde sahip olduğu gücünün hemen hemen tamamı sayesinde eğlendi. Maalesef, genç adamın zenginlik ve güç arzusu, babasının tahtına göz dikmesine neden oldu. Beklediği her yıl ona bir öncekinden daha fazla acı verdi. Sonra 1918’de Akhorahil arzuları doğrultusunda hareket etti. Yaşlı bir Haradrim rahibiyle anlaşma imzalayarak gözlerini iki büyük mücevher(kaynağın gözleri) karşılığında feda etti. Bunlar sayesinde ölümcül büyüler yapmaya başladı ve krallıktaki en güçlü büyücü haline geldi. Akhorahil babasının kontrolünü eline geçirdi. Fiziksel olarak kördü fakat nesneleri normal gören bir insan gibi büyülü bir şekilde sezebiliyordu. Akhorahil 1919 yılının ilk günü Ciryatondor’un tahtına çıktı, kendini Fırtına Kralı olarak ilan etti ve bir hafta içinde kızkardeşi Akhoraphil ile evlendi. Kontrollü bir şekilde kör büyücü genç krallığını silahlandırmaya devam etti ve Uzak Harad’ın güney kısmı boyunca tüm çevre ülkeleri fethetti. 

Akhorahil tarafından desteklenen güçler Yüzüklerin Efendisi`ni Ciryatondor’a karşı kışkırttı. Bilge bir casus Mordor’dan güneye kara Numenorean’a büyüler hakkında eşsiz bir bilgi ve ölümsüzlük teklifiyle yola çıktı. Kör Büyücü Kara Lord’un gizemli antlaşmasını kabul etti. Ciryatondor ve Mordor arasındaki anlaşma Akhorahil`in Sauron’dan bir güç yüzüğü almasıyla mühürlendi. Bu yüzden Fırtına Kralı Nazgul’a dönüşen insanların krallarından beşincisi oldu. Akhorahil 1050 yılı civarında Orta Dünya’da şekil aldı. 1640’ta başlayıp sonraları Nurn yaylalarının yakınında yavaşça inşa edilen Kara Lord’un kalelerindeyken 1975’de Cadıkral ziyaretine geldi. Angmar’daki krallığının yıkılmasından sonra Nazgul Lord’u Mordor’a döndü. Ulairi’yi topladı ve efendilerinin evinin güvenliğini sağlamak için son hareketlerini gerçekleştirdi. Gelecek 25 yıl boyunca güçlerini topladılar ve Minas-Ithil’deki Dunadain şehrine yapılacak ani saldırı için planlar yaptılar. Nazguller 2000’de saldırıya başladılar ve ileri Gondor garnizonuna dehşet saçtılar fakat başarılı olamadılar. İki yıl süren bir kuşatma başladı. Mermer duvarlı şehrin parçalanmış kapıları önündeki görkemli savaşın sonuna gelerek tüm savunmacılar yenildi. Güney krallığının Mordor’a karşı elinde bulundurduğu toprakları da alarak Minas-Ithil ve Palantir Yüzüktayflarının eline düştü. O vakitten sonra ayışıklı şehir Minas-Morgul diye anılmaya başladı. Akhorahil üçüncü çağın sonuna kadar Minas-Morgul’da kaldı. Nurn’deki Luglurak’a ve Gorgoroth’ta Barad-Dur’a yaptığı yolculuklara rağmen Fırtına Kralı liderini-Cadıkral-izlemeye devam etti. Dokuzlar içinde beşinci seviyede olmasına rağmen Akhorahil Cadıkral’ın en değerli komutanı oldu. 3018’de Fırtına Kralı hükmeden yüzüğü aramaya katıldı. Sonunda Cadıkral’la beraber Eriyarı’ndaki Shire’a atını sürdü. Akhorahil arama boyunca efendisine yakın durdu. Kardeşlikle Fırtınabaşı’nda karşılaşan beş Nazgul’den biriydi. Dokuzlar Çorak Topraklarda buluştuğunda ve Bruinen Sığlıkları’nda Frodo’nun yolunu kestiklerinde Akhorahil ve kara bineği Elrond tarafından çağrılan sel sularında boğulan son kişiydi. Minas-Morgul’a dönmeye zorlandığında Akhorahil bir daha yüzüktaşıyıcısıyla asla karşılaşmayacaktı. Fırtına Kralı Pelennor Savaşı’na katılan dört Ulairi’den biriydi ve orada efendisini Rohanlı Eowyn ile yaptığı mücadele sonucu yok oluşunu gördü. Yenilgi ve geri çekilişten sonra Akhorahil Udun’a uçtu ve Morannon’da özgür insanların ordularına yapılacak olan saldırı için geri kalan yedi Nazgul’e katıldı. Kanatlı tayflar gökyüzünde saldırı için belirdi fakat son anda gelen kartallarla dövüşe tutuştular. Ama Sauron yüzüktayflarının Frodo ve Sam’i yüzüğü Kıyamet Çatlakları’na atmalarını engellemezse sonunun geleceğini anlamıştı. Kalan sekizler hızla güneye doğru uçtu fakat yetişemediler. Hükmeden yüzük ve ona bağlı olan her şey yok oldu. Bu yüzden Akhorahil Eä’den göçüp gitti. 



Dirli Hoarmurath, Buz Kralı 


Hoarmûrath, 1954’te Urd topraklarındaki Dir ormanlarında doğdu. Memleketi, Endor’un kuzeyindeki yerleşim yerlerinden biri-kaba avcılarla dolu bir yerdi. Annesi Uab`lı Emurath, çoğu Urd boylarını yönetiyordu ve Umli Savaşları’nda ölümüne kadar Uradar’ın reisi olarak hizmet etti. 

Hoarmurath’ın kız kardeşi Amurath onun yerine geçti. Kraliçenin erkek kardeşi ve varisinin amcası olarak Urdar’ın beyleri arasında yüksek bir konuma sahip olmaktan mutluydu. Hoarmurath’ın Avar elfleriyle yakın ilişkileri vardı. Fakat Onun görüşünü etkileyip ailesine ve geleneklerine karşı isyan çıkartmasına neden oldular. Avar elfleri ona büyü ve güç hakkında şeyler öğrettiler ve genç Animist’in gözlerinin Orta Dünya’nın geri kalan kısmına karşı açılmasını sağladılar. Zamanla Hoarmurath kız kardeşiyle tartıştı ve Myri ile Angcla kabilelerinden değerli bölgeleri alma umuduyla savaş açtı. Bir direniş bunu izledi ve Hoarmurath’ın yaverleri kardeşini katletti. 

Ölüm cezasıyla karşılaşmak yerine Hoarmurath kendini Urd’un ilk kralı ilan etti. Avar savaşçılarının desteğiyle karşıt tarafları bastırdı ve Urd rahibelerini katletti. 1992’de Urdar Lordu oldu. Hoarmurath, kuzey denizleri arasındaki pek çok ormanlık bölgeleri yönetti. Avar grupları Buz Kralı’nın yardımlarıyla krallıklarını korudu ve etki alanlarını genişletti ama ittifak bozulmaya başladı. Elflerin ölümsüzlüğü ve zenginlikleri Harmurath’ı etkisi altına aldı ve Urdar 1999’da müttefiklerine karşı çıktı. 

İki büyük savaş oldu ama ikisi de Avar elflerinin zaferiyle sonuçlandı. Çaresizce Urd kralı Mordor`lu Sauron’dan yardım istedi. Yüzüklerin Efendisi, Khamul’u Buz Kralı’nın huzuruna gönderdi. Güç yüzüğüyle etrafa ışık saçan Khamul gelecekteki yoldaşına yaklaştı. Kötülüğpün bu teklifi karşısında büyük bir hayranlık duyarak Hoarmurath, güç yüzüğünü kabul etti. Bir Ulair olan altıncı kraldı. 

Hediye, Hoarmurath`ı güçlendirmişti. Khamul’un ziyaretinden iki yıl sonra Urdarlılar daha önce hiç görülmemiş derecede güçlüydüler ve Buz Kralı ordusunu güneye yönlendirdi. Ormanlarda süren savaş (2002-2053) Avarların Hoarmurath’a geniş bir alan bırakıp geri çekilişiyle sona erdi. Sauron’un hizmetkârı olarak süren saltanatı kuzey Endor’da yeni bir güç oluşturdu. Bir gün Yüzüklerin Efendisi yüzüktayfını Mordor’a çağırdı. Numenor’un büyüyen gücüne karşı koymak için gereken güç Kara Lord’un kuzey topraklarını elinde bulundurması gereğinden daha ağır bastı. Gelecek 1011 yıl boyunca Hoarmurath Mordor’da kötü olanın yanında kaldı. 

Udun savunmasının ve Mordor’un kapılarının inşasına göz kulak oldu. Numenor’un yıkılışından ve Kara Lordu’un geri dönüşünden sonra Hoarmurath Mordor’a geri döndü ve Sauron’un Rhovanion’daki paralı askerlerini yönetti. 3431’de Barad-Dur’un yıkılışından sonra Son İttifak kara kuleye girdiğinde ve Sauron’u yendiğinde Hoarmurath gölgeye geçti. 

Üçüncü çağın 1050.yılında Hoarmurath Orta Dünya’ya geri döndü. Dir Ormanı’ndaki eski kalesine geri dönerek kaybettiği gücünü kazandı ve kayıp krallığını buldu. Sauron (sonraları Rhovanion-Dol-Guldur’da oturdu) Nazgullerden sekizini (Angmarda kalan Cadıkral haricindekiler) Kara Diyar’a gönderdi. Hoarmurath, Yüzüklerin Efendisi`nin dönüşü için hazırlanan Mordor’da diğer Ulairi’ye katıldı. Dokuzların tümü, Cadıkral’ın Mordor’a dönmesiyle toplanmış oldu. Minas-Ithil’e yapılacak olan saldırı için toplanıp Gondor’un son garnizonu olan kaleye saldırdılar. Ithilien’in başkenti Minas-Morgul ladıyla anılmaya başladı ve sonraları yüzüktayflarının evi oldu. Palantir’i de Barad-Dur’a gitti. 

Yüzüklerin Efendisi, Dol-Guldur’daki kalesini terk etti. Ve Mordor’a geri döndü. On yıl sonra hizmetkarları Kara Kule’yi tekrar inşa etmeye başladılar ve üç tayf Dol-Guldur’a hisarı açmak için döndü. Hoarmurath, Minas Morgul’da kaldı fakat kısa bir süre sonra tek yüzüğü aramak için geri döndü. Hoarmurath diğer sekiz kara süvariyle beraber Ferah Çayırlar yakınındaki Shire’ı bulma umuduyla Anduin üzerinden atını sürdü. Shire’ı bulamayıp güneye dönüp Lorien çevresinden dolandılar ve Rohan içinden Isengard’ı geçip Erdiyarı’na gittiler. 
Yolları onları Yeşilyol üzerinden Tharbard’a ve ötesindeki eski Cardolan’daki hobbitlerin ülkesine giden kavşağa götürdü. Orada Hoarmurath, Adunaphel ve Khamul diğerlerinden ayrıldı. Üçü Güneyuç’a ve Torbaköy’e giderken Cadıkral ve diğerleri direkt kuzeye, Andrath’a oradan da Bree’ye gittiler. 

Hoarmurath ve yoldaşları Yeşil Tepe ülkesinde gezerken buçuklukları neredeyse yakalıyorlardı. Khamul’un keskin koku alma hissi Frodo’nun yolun altındaki saklanma yerini açığa çıkarıyordu fakat hobbitler Tookdiyarı’ndaki Ormanlık Uç’a kaçmayı başardılar. Hoarmurath ve yoldaşlarının onları Buckdiyarı’nda takip etmelerine rağmen üç kara süvari şanslı hobbitleri Bruinen Sığlıkları’ndaki olaya kadar görmediler. Hoarmurath ve diğer iki Nazgul Bree’nin ötesindeki Yol’da Uvatha ile karşılaştılar ve Erdiyarı’nda diğer beş Ulairi’ye katıldılar. Kurbanlarını Ayrıkvadi’nin batısındaki Bruinen Sığlıkları’na kadar takip ederek Hoarmurath da dahil tüm Ulairi Elrond’un hobbitlerin kaçmalarına yardım için çağırdığı sel sularının içinde buldular. 

Daha sonra savaşta Gondor’un başkentine yapılan saldırı Cadıkral’ın Pelennor Çayırları’nda ölmesiyle ve Aragorn’un Mordor birliklerini yenmek için çağırdığı Ölüler Ordusu’nun gelmesiyle sona erdi. İki haftadan az bir süre sonra da özgür insanların ordularının Morannon düzlüklerinde toplanmasıyla daha şidetli bir savaş çıktı. Orada sekiz Nazgul kısa bir süreliğine kartallarla dövüşe tutuştu. Fakat dövüşün ortasında Hoarmurath ve diğerleri efendilerinin emirlerini yerine getirmek için uzaklaştı Efendilerinin korkulu rüyası gerçekleşmişti ve çaresiz yolculukları amaçlarına ulaşamadan sona erdi. Hükmeden yüzüğün yok olmasıyla Hoarmurath ve diğerleri Eä’den göçüp gitti. 



Sessiz Adunaphel – İntikamcı 


Adunaphel 1823 de Numenor’un kuzeyinde Forostar’daki amcasının evinde doğdu. Ailesi kutsal bir kana sahipti ve Forostar ile Orrostar’da geniş toprakları vardı. Küçük bir çocuk olarak bile oldukça güzeldi fakat gençliği yaşlı babasının(Adunahil) ölümünden sonra büyük bir yara almıştı ve uzun yıllar boyunca vicdan azabı içinde yaşadı. Adunaphel babasının ölümüne ve annesinin Tar-Ciryatan’ın mahkemesinde amcasının suç ortağı olduğunu öğrenmesi üzerine çaresizlik ve utanç içine girdi. 

Adunazil ve müttefiği Prens Tindomul(geleceğin Cadı kral’ı)gibi o da Edain’in kendi kültürlerini yaşatması ve askeri, ekonomik gücünü genişletmesi umuduyla Batıillilerin elflerle olan yakın bağlarını kesmek için bir arayış içerisine girdi. Tüm umudu Numenorluların tüm insanlar üzerindeki egemenliğini görmekti. Ve bu yüzden 1914’te Numenor’u terk etti. 

Adunaphel kendi tacını aramaya başladı ama ülkesinde hiç ümit yoktu. Kraliyet müttefiklerini izledi ve Orta Dünya’ya gitti. Umbar sahillerine yerleşerek genişleyen krallığının merkezi olan bir başkent inşa etti. 



Ren, Ateş Kralı 


Ren, bir zamanlar Angmar komutanı ve Cadı kral’ın sağkoluydu. Bizzat Cadı kral tarafından karanlık sanatlar konusunda eğitildi ve şimdi karanlığın ve korkunun korkunç bir yaratığıdır. Üçüncü çağda Barad Ungol komutanıydı. Hakkında pek fazla yazmaz fakat Ateş Kralı adı altında anılır. Morannon Savaşından, yüzüğün Kıyamet Çatlakları’na düşmesinden sonra ölmüştür. 



Süvari Uvatha, Haberci 


Aslen Khand’dan bir Variag’dır. Uvatha halkı gibi usta bir atlıydı. Khand’da çıkan bir sivil savaşta çarpıştı ve tüm diğer kabileleri kendi hâkimiyeti altında birleştirdi. Bunu yaptıktan kısa bir süre sonra kendisine teklif edilen güç yüzüğünü kabul etti. Variaglar Kara Lord’un güney ve güneydoğu sınırlarını korumak için eşsiz birer müttefiktiler ve sonraları Mordor ordularına hatırı sayılır biçimde katıldılar. Dehşet verici ve kana susamış namlarıyla düşmanlarının kalplerine büyük bir korku saldılar. İkinci çağın sonunda Sauron düştüğünde Uvatha da gölgeye geçti fakat bin yıl kadar bir süre sonunda Kara Lord’la beraber tekrar ortaya çıktı. Khand’daki hâkimiyetini tekrar kurdu ve krallığını Kuzey Harad’a kadar genişletti. Nazgullerle beraber Minas-İthil saldırısına katıldı ve Sauron Mordor’a taşındığında Büyü Kulesini tekrar kuşattı. Sauron tarafından tek yüzüğü aramak için diğer Dokuzlar’la beraber at sürdü ve hobbitleri Bruinen sığlığında yakaladı. Morannon Savaşından, yüzüğün Kıyamet Çatlakları’na düşmesinden sonra yok oldu. 
Mouth of Sauron (Sauron'un Ağzı) Kimdir?

Mouth of Sauron (Sauron'un Ağzı) Kimdir?


Sauron'un Ağzı(Mouth of Sauron), Yüzük Savaşı'nın son çarpışması olan Morannon Savaşı'nda, Kara Kapı'dan çıkarak Aragorn ve Gandalf ile konuşan elçidir. Karanlık Kule Barad-dur'un sözcüsü, Karanlıkların Efendisi Sauron'un naibidir.

Soyunun Kara Numenorlar'dan geldiği söylenir. Kara Numenorlar, Numenor soyundan gelen, Doğu'ya ilerleyen ve Karanlıklar Efendisi Sauron'un şeytani gücünün cazibesine kapılan bir insan topluluğudur. Sauron'un Ağzı, Sauron tekrar güçlenip Mordor'a dönünce Sauron'un hizmetine girmiş, Karanlık Kule'de görev almış ve Sauron'un gözünde hızla yükselmişti. Bütün orklardan, hatta Uruk-Hai'lerden bile daha zalimdir.

Ona Sauron'un Ağzı denmesinin sebebi Sauron'un diğer ordu kumandanlarıyla iletişim kurmak için onu görevlendirmesidir. Asıl adı hiçbir hikâyede anlatılmaz çünkü kendide adını unutmuştur. Peter Jackson'ın filminde gösterilene göre Sauron'un Ağzı, Arogorn tarafından öldürülmüştür. Gerçek hikâye ise farklıdır. Sauron'un Ağzı'nın ölümü kitapta da anlatılmaz ama konuşma bittikten sonra geri dönmüş ve Mordor ordusunu savaşa göndermiştir.

Denir ki 4. Çağın kötülüklerinin başı kendisidir ama bu sadece bir teoridir.

Melkor (Morgoth) Kimdir?

Melkor (Morgoth) Kimdir?


Morgoth (Melkor), J. R. R. Tolkien'in kurgusal Orta Dünya evreninde kuvvetçe en güçlü Vala ve en kötü varlıktır. "Melkor" ismi, Quenya dilinde türetilmiş bir kelimedir ve "Güç içinde yükselen" anlamına gelir. Sindarin dilinde, düşmanları tarafından Morgoth Bauglir olarak anılırdı (Morgoth = "Kara Düşman", Bauglir = "Zorba Hükümdar"). Melkor'un Valar arasında bilinen orijinal adı ise hiçbir zaman Orta Dünya halkları tarafından öğrenilemedi.

Bir Vala olan Melkor, Karanlıkların Efendisidir. Ainur ruhlarından biridir ve en büyük güç ve bilgi ona verilmiştir.Tüm Valaların kudretlerinden bir parçaya sahiptir. İsmi "güç içinde yükselen" anlamına gelen Melkor, gururla doluydu ve Büyük Müzik ve Görüntünün uyumunu bozmuştu.Bir süre herkesi Iluvatar'ın Çocuklarının iyiliğini istediğine kandırdı ama içten içe Iluvatar'ın elflere ve insanlara bahşetmeye söz verdiği ihsanları kıskanmıştı. Elfleri ve insanları boyun eğdirmeyi ve diğer güçlerin üzerinde bir güç olmayı diledi. Arda üzerinde Melkor, hükmettiği konular olarak karanlık ve soğuğu seçti. Arda'nın Yaradılışında işleri bozarak, Dünya'nın bozuk ve kusurlu olmasına neden oldu. Melkor Valalara burasının kendi krallığı olacağını ve burayı kendine aldığını söyledi. İçtenlikle Iluvatar'ın çocukları için çalışan kardeşi Manwe ona karşı çıkarak haksızlık etmeyeceğini ve burada herkesin çalıştığını söyledi. Melkor ve Valar arasında çekişme vardı ve Melkor çekilip başka bölgelere gitti ve kötülükler yaptı ama gene de Arda Krallığına duyduğu arzuyu kalbinden uzaklaştıramadı. Ve Valar, Almaren'de krallıklarını kurmaya başladıklarında, Melkor Maiar ruhlarından pek çoğunu kötülüğe çekti. Bu ruhlar arasında en korkunç olanları ateşin kırbaçlarıydı, Orta Dünya'da onlara dehşetin ifritleri, Balrog denir. Onları yanına alarak Orta Dünyanın kuzeyine gitti ve rakip krallıkları Utumno ve Angband'ı kurdu. Onun hizmetkarlarından en bilineni Eldar'ın Sauron dediği Zalim Gorthaur'dur. Arda'da Melkor, Valar'a karşı beş büyük savaş çıkararak, Almaren'i yakıp yıktı ve hem Büyük Lambaları hem de Valar Ağaçları'nı yoketti.

Başlangıçta Melkor hem iyi hem de kötü biçimlerde ortaya çıkabiliyordu fakat Işık Ağaçlarının yokedilişinden sonra yalnızca, Elfler tarafından Morgoth yani "Dünyanın Karanlık Düşmanı" olarak adlandırılan kötü biçimini kullandı. Bu isim ona Silmaril'leri zorla almasından dolayı Fëanor tarafından verilmiştir. Bir kule kadar uzun boylu olan Morgoth, demir bir taç ile kara bir zırh giyiyordu. Grond ya da Alt Dünyanın Çekici adı verilen bir gürz ve kocaman kara bir kalkan taşıyordu. Gözlerinde kötülüğünün ateşi vardı, yüzü biçimsiz ve yaralıydı ve elleri Silmarillerin ateşi ile sürekli yanıyordu. Fakat Öfke Savaşında Melkor'un tüm güçleri yok edildi ve Valar arasından yalnızca o, Dünya kürelerinden sürülerek sonsuza dek boşlukta dolaşmaya mahkûm edildi.