Translate

resim yok

Sir Ian Holm Hayata Gözlerini Yumdu

Oyuncu Sir Ian Holm öldü

Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit'in sevgili Bilbo Baggins'i, Parkinson hastası olan Sir Ian Holm bu sabah, 88 yaşında yaşamını yitirdi. Aktör, daha önce online olarak gerçekleşen oyuncuların katıldığı buluşmaya da katılamadığı için özür dilemiş;
 "Sizi şahsen görmediğim için özür dilerim, hepinizi özlüyorum ve maceralarınızın sizi birçok yere götürdüğünü umuyorum, hobbit evimde veya holm’de karantina altındayım." 
demişti.

Huzur içinde uyu sevgili Baggings.

“İçinizden en az yarısını, arzuladığımın yarısı kadar bile tanımıyorum; ve yarınızdan azını hak ettiğinizin ancak yarısı kadar sevebiliyorum.”

image 
Orta Dünya'da 2.,3. ve 4.Çağlarda Kullanılan Takvimler ve İçerikleri

Orta Dünya'da 2.,3. ve 4.Çağlarda Kullanılan Takvimler ve İçerikleri



Orta Dünya'da 2., 3. ve 4. Çağlarda kullanılmış takvimler ve içerikleri

Imladris (Ayrıkvadi) Takvimi (3. Çağ)
Mevsimler; (Ay yoktur. 1. isim Sindarin, 2.si ise Quenya dilindedir.)

Ethuil, Tuile --> İlkbahar (54 gün)
Laer, Laire --> Yaz (72 gün)
Iavas, Yavie --> Sonbahar (54 gün)
Firith, Quelle --> Solan (54 gün)
Rhiw, Hrive --> Kış (72 gün)
Echuir, Coire --> Karıştıran (Orijinali Stirring, daha güzel durduğu için bu kelimeyi seçtim, diğer örnekler ise coşkulu ve heyecan verici. Yılbaşı Stirring'de yaşandığı için böyle tanımlamışlar. Yılbaşı günü 4. Çağ'da Gondor tarafından değiştirilmiş, Sauron'un yenildiği gün olan 25 Mart yapılmıştır.)

Numenor Takvimi
Aylar; (1. isim Sindarin, 2.si Quenya dilindedir.)

Narwain, Narvinye --> Yeni Güneş 
Nuini, Nenime --> Sulu
Gwaeron, Sulime --> Rüzgarlı
Gwirith, Viresse --> Yeni, Genç 
Lothron, Lotesse --> Çiçek Ayı 
Norui, Narie --> Güneşli 
Cerveth, Cermie --> Kesme 
Urui, Urime --> Sıcak 
Ivanneth, Yavannie --> Meyve Veren
Narbeleth, Narquelie --> Güneş Solan 
Hithui, Hisime --> Puslu 
Girithron, Ringare --> Soğuk, Titreten Ay 

Shire Takvimi 
(Aylar, özel günler Gregoryen Takvimine uyarlanmış halleri verilmiştir.)

2. Noel --> 22 Aralık 
(1. ay) Noel Ertesi --> 23 Aralık'tan 21 Ocak'a
(2. ay) Solmath --> 22 Ocak'tan 20 Şubat'a
(3. ay) Rethe --> 21 Şubat'tan 22 Mart'a
(4. ay) Astron --> 23 Mart'tan 21 Nisan'a
(5. ay) Thrimidge --> 22 Nisan'dan 21 Mayıs'a 
(6. ay) Forelithe --> 22 Mayıs'tan 20 Haziran'a 
1. Kıvrak (Kelime Lithe, daha iyi bir şey bulamadım.) --> 21 Haziran 
Yılortası Günü --> 22 Haziran 
Kıvraküzeri (Çok eğlendim bunu yazarken aslı Overlithe.) --> Artık Gün 
2. Kıvrak --> 23 Haziran 
(7. ay) Kıvraksonrası --> 24 Haziran'dan 23 Temmuz'a
(8. ay) Wedmath --> 24 Temmuz'dan 22 Ağustos'a 
(9. ay) Halimath -->  23 Ağustos'dan 21 Eylül'e
(10. ay) Winterfilth --> 22 Eylül'den 21 Ekim'e 
(11. ay) Blotmath --> 22 Ekim'den 20 Kasım'a
(12. ay) Noel Arifesi (Diğer aylardan da bazılarını çevirmek mümkündü ama cidden saçma oluyor, bu yüzden çevirmedim.) 
--> 21 Kasım'dan 20 Aralık'a
1. Noel --> 21 Aralık

Kıvrakgünler 1 Shire yılındaki 3 özel günü ifade eder. (1. Kıvrak, Yılortası Günü, 2. Kıvrak, bunlar festival günleridir.)
Not: Şu "kıvrak" kelimesi saçma gelmiş olabilir, bana da geldi. Ama kökenini çözmek için Anglo-Sakson yazılarını ve Eski Almanca ve Latince yazılarını bile araştırdım 2 saat, Lithi diye bir kelimeye kadar bir şeyler buldum. Anlamları öyle alakasız ki en iyi tabir buydu.)

Günler:

(Günün ismi, anlamı ve Gregoryen Takvimi'ndeki karşılığı ile)

Sterday (Varda'nın Yıldızları) --> Cumartesi 
Sunday (Güneş) --> Pazar
Monday (Ay) --> Pazartesi 
Trewsday (Valinor'un 2 Ağacı) --> Salı 
Hevensday (Cennetler) --> Çarşamba 
Mersday (Deniz) --> Perşembe 
Highday (Valar) --> Cuma 


4. Çağ'da Yeniden Birleşmiş Krallık'ta ve zamanla tüm Orta Dünya'da kullanılan takvim:
Entare --> Yılın Başlangıcı
Tuile --> İlkbahar (Tuilear --> İlkbahar Günleri)
Viresse --> Nisan 
Lotesse --> Mayıs
Laire --> Yaz
Narie --> Haziran
Cermie --> Temmuz
Urime --> Ağustos
Quelle --> Sonbahar
Yavannie --> Eylül
Arendien --> Yılortası Günü
Narquelie --> Ekim
Hrive --> Kış
Hisime --> Kasım
Ringare --> Aralık
Narvinye --> Ocak
Coire --> Karıştıran (Corierar --> Karıştıran Günleri)
Mettare --> Yıl sonu

Not: İlkbahar ve Yaz birlikte Yaz, Sonbahar, Kış ve Karıştıran da birlikte Kış olarak da anılır.)

Orta Dünya Coğrafi Konum - Orta Dünya Nerede?

Orta Dünya Coğrafi Konum - Orta Dünya Nerede?



Orta Dünya, Büyük Denizin doğusunda yer almaktadır. Tolkien'in kitaplarında anlatılan olayların çoğu bu kıtada yaşanır. Tolkien'in kitaplarında dünya ilk başlarda yuvarlak değil, düz yaratılmıştır. Bu zamanlarda en batıda Aman ve doğuda başka kıtalar yer alırdı.Yer yüzünün ortasında ise Orta Dünya kıtası vardı. Orta sıfatı buradan gelmektedir... 


Nazgul'ler Kimdir? Hangileri Bilinir?

Nazgul'ler Kimdir? Hangileri Bilinir?

Er-Mûrazor - Cadı Kral - Nazgul Lordu 


Er-Murazor(Kara Prens),Kral Tar-Ciryatan'ın oğlu ve Büyük Tar-Atanamir'in küçük kardeşi olan Númenórean Prensiydi. 1820 yılında dünyaya geldi. Güneş tutulması esnasında doğduğu ve saçının daha önce doğanlardan çok daha koyu olması sebebiyle Tindomul(alacakaranlığın oğlu)adı verildi. O da kardeşi gibi olağanüstü gururluydu ve Númenór ile ilgili her şeye karşı bir merakı vardı. Kızgın ve gözükara olduğundan, Er-Mûrazor Orta Dünyadaki pek çok fetihlerde görev aldı. 

Kara Prens 1883 yılının 2.çağının ilk haftası Barad-dur'a gitti ve Yüzüklerin Efendisinin bir öğrencisi oldu. 150 yıl boyunca büyü bilgisini genişleterek çok güçlü bir büyücü oldu. Sonunda Sauron'un güç, zenginlik ve ölümsüzlük vaatleri karşısında ruhunu kendisine bir güç yüzüğü veren efendisine teslim etti. Kara Prens bundan sonra Cadı kral ya da Morgul Efendisi olarak tanındı. 

3.çağ boyunca Sauron Cadı kral'ı Angmar'a gönderdi ve Arnor ordusu ile büyük bir savaşa tutuştu. Nazgul lordu Arnor'u yendi, fakat kendisine meydan okumak için yola çıkmış Gondor kuvvetleri ile karşılaştı. Gondorlu Eärnur ve Erdiyarlı müttefikleri Angmar birliklerini Arnor'un eski başkenti Annúminas yakınlarındaki harabelerde yendi. O yıldan sonra Tayf lordlarının demir evleri yıkıldı ve Kuzey savaşları destanı sona erdi. 

3.Çağda Cadı kral Sauron'un güneydeki ordusuna liderlik ederek bir Gondor garnizonu olan Osgiliath'a ilerledi ve Gondorluları nehrin karşı yakasına püskürttü. Ondan sonra diğer dokuzlara katıldı ve kayıp yüzüğü ortaya çıkarmak için atını Shire'a sürdü. Hobbitlerin bulunması zordu fakat Cadı kral sonunda Frodo'yu bulup Morgul bıçağıyla bıçakladı. Khamûl ve dokuzların geri kalanına katıldıktan sonra grubu Bruinen Sığlıklarına kadar takip etti. Orada Frodo'ya teslim olmasını söyledi ve Ûvatha ve Dwar ile beraber atını nehre sürdü. Fakat büyüyle çağrılmış nehrin suları büyük bir sele dönüşerek Nazgul'u oradan götürdü. Ve böylece yüzük arayışı sona erdi. 

Bruinen Sığlıklarındaki felaketten sonra Cadı kral Minas Morgul'a çekildi ve Sauron'un güneyli birliklerinin komutanlık görevine geri geldi. Hedefi Minas Tirith ve Gondor'un yenilgisiydi. Savaş şehrin surlarının önünde başladı. Grond şehrin Cümlekapısını yıktığında Theoden'in komutasındaki 6000 Rohirrim düşman kuvvetlerine kuzeyden saldırarak Ork birliklerinin geri çekilmelerini sağladı. Başta savaş özgür insanlarının lehine döndü. 

Fakat daha sonra Nazgul Lordu savaşa katılarak Rohan kralına cevap verdi. Bineğini Rohan ordusunun üzerine sürdü. İlerleyen Rohirrim atları Cadı kral Rohan kralını katlederken panikledi. Bu olay Theoden'in yeğeni  Eowyn'i kızdırdı. Baştan aşağı zırhlı ve bir kadın olarak tanınması güç Eowyn, amcasının cesedi üzerinde durarak Cadı kral'a meydan okudu. Ama Cadı kral onunla sadece alay etmekle yetindi. Ona aldırmayıp karşısında bir kadının durduğunu bilmeyerek hiç bir erkeğin onu öldüremeyeceğini söylediğinde, ölümünün tadına bakmış oldu. İşte o zaman Eowyn miğferini çıkardı ve şöyle dedi: 

"Ben yaşayan bir erkek değilim! Şu anda bir kadınla yüzyüzesin. Ben Eomund'un kızı Eowyn. Benim, kralımın ve soyumun arasında duruyorsun. Eğer ölmediysen defol git! Yaşasan da karanlık bir hayalet olsan da ona dokunursan seni gebertirim!" 

Cadı kral sessizce ayağa kalktı. Cadı kral’ın bineği ona pençeleriyle saldırmak için alçaldı. Eowyn ilk saldırıyı savuşturdu sonra canavarın kellesini boynundan ayırdı. Nazgul Lordu tekrar ayağa kalktı ve topuzuyla saldırmak için ilerledi. Kızın yeşil kalkanını paramparça etti ve silahını son darbeyi yapmak için kaldırdı. Aniden, Merry Cadı kral'ın sırtına büyülü kılıcını soktu ve Morgul lordunun ölümsüz kısmını vücuduyla beraber tutan büyüyü bozdu, Eowyn’e toparlanması için zaman verdi. Rohan kızı kendini topladı ve kılıcını Yüzüktayfının boynuna sapladı. 

Kehanetteki gibi hiç bir erkek Sauron'un sağkolunu öldüremedi. Onun yerine Pelennor Çayırları'nda bir kadın ve eski bir kılıcı tutan buçukluk Merriadoc tarafından öldürüldü. 


Ejderha Lordu Khamul, Doğunun Gölgesi 


İkinci Çağın 1744 yılında Endor’un doğu yakasında dünyaya geldi. Khamol, Womaw lordu Mul Yanul’un en büyük oğluydu. İkinci Çağın 2000 yılı civarında Barad-Dur’da görünmeye başladı. O zamandan sonra adının Kara Lisandaki telaffuzu olan Khamul adı ile anılmaya başladı. Kara Kule’deyken, Sauron’a hizmet etti. Görevleri başkentin ve karakolların bakımını yönetmekti. Görevi 3350 yılına kadar, Umbarlı Urzahil'in, Sauron’un Ağzı ve Kule’nin komutanı olmasına kadar, elinde kaldı. 

Sauron 3262’de ele geçirildiğinde, Khamul Mordor’a kaçtı fakat 3400 de geri döndü. Doğudölleri Son İttifak savaşı boyunca Mordor’da kaldı. Kara Kule 3441’de düştüğünde, Nazgul Elf birlikleriyle karşılaştı ve uzun ve vahşi bir savaşa tutuştu. Korunmasız olarak, Sauron düşmanlarını teke tek dövüşte oyalamaya mecbur kaldı. Elendil’i ve Gil-Galad’ı katletmesine rağmen felaketi yaklaştı. Yüzüğü(ve parmağını) dövüş esnasında kaybetti ve ruhu gölge tarafına geçti. İkinci çağ Nazgul’un Sauron ile beraber sürgüne gitmesiyle sona erdi. 

Khamul kısa bir süreliğine Güney Kuyutorman-Dol-Guldur’da Sauron ile beraber ikamet etti ve bu esnada yavaşça güçlerini yeniden inşa etti. Üçüncü çağda Khamul diğer Dokuz ile beraber Minas-İthil’e yapılan ani saldırıya katıldı. İki yıl sonra şehri ele geçirdiler ve Palantir’i aldılar. Şehir bundan sonra Minas-Morgul diye anıldı ve Yüzüktayflarının evi oldu. Sauron’un Dol-Guldur’daki son ikameti esnasında Khamul’un savaşçıları Cüce lordu 2.Thrain’i ele geçirdi ve güç yüzüğünü aldı. 2. Thrain esaretinin son yılında Gandalf’a Erebor’a(Yalnız Dağ)giren gizli bir kapının anahtarını vermeyi başarmıştı. 3017’de Hobbit Gollum yakalandı ve Sauron yüzüğün nasıl bulunduğunu öğrenmek için geldi. Sonradan Gollum, Aragorn’un eline düştü ve Kuzey Kuyutorman Elflerince tutsak edildi. Khamul ve Adunaphel, Dol-Guldur Orklarıyla beraber Silvan Elflerine ve Gollum’u geri almak için olan saldırıyı yönetti. Elfler Khamul’un adamlarının ağır saldırısına dayanamadı ve sonunda Gollum kendi başına kaçtı. 
Khamul diğer Dokuz’la beraber Ferah çayırlara(Gollum’un yüzüğü bulduğu yer)Shire’ı bulma ümidiyle at sürdü. Fakat sadece terkedilmiş kamplar buldular ve Erdiyarı’da olduklarını hemen anladılar. Lorien çevresinden dolanıp Yeşilyol boyunca Rohan’ın içinden Hobbitlerin ülkesine gittiler. Yeşil Tepe ülkesinde Khamul’un keskin koku alma hissi neredeyse Frodo’nun saklanma yerini açığa çıkarıyordu. Ayrıkvadi yenilgisinden sonra Khamul ve Adunaphel Dol-Guldur’a geri döndü ve savaş için hazırlanmaya başladı. 



Waw`lı Dwar, Acımasız Köpek Kralı


Dendra Dwar ikinci çağın 1949 yılında Köpekler adasının Horm köyünde doğdu.1965’de Hent’ten kötü K’Prur Waw’a yerleşti ve Dwar’ın babası Dendra Wimin de içinde olduğu halkın büyük bir bölümünü öldürerek köyü yaktılar. Dwar kaçmayı başardı ve Wol’un kuzeyine, Wolim kabilelerinin savaşçı krallıklarının başkentine yelken açtı. Dwar kendi halkının Hent’i yenmesi için ne kuvvetinin ne de yeteneğinin olduğunu anladı. Bu yüzden ormanın ve kırların yollarını öğrendi ve yetenekli bir savaşçı haline geldi. Dwar’ın savaş yeteneği onu, intikamını alması için daha güçlü şeyler aramasını engelleyemedi ve 1969’da eski büyü sanatlarına sadık bir okula girdi. Rahip Embra Slil’in eğitimi altında Dwar bir büyücü oldu. 

Geri dönüşünden ve Hent’i üzerindeki zaferinden sonra şimdiki Köpek kralı kendini adaların yüksek lordu ilan etti ve yaşlı konsey üyelerine itaat etmeyi reddetti. İntikam ve güç arzularını tatmin etmek için Dwar tüm çevre adaların ve kıyı krallıklarının varisi olduğunu iddia etti. Waw ve başkent arasındaki tüm adalar-güneydeki Avar Elflerinin adası Cimoniemor da dahil-Dwar’ın krallığına dahil oldu. Köpek kralı gücünün doruğuna çıktı ve hizmetkârlarını Hent’e olan savaşa yönlendirdi. 

Dendra Dwar yavaşça yok oldu. Ruhu açgözlülüğü ve nefreti nedeniyle tükendi ve Waw’lı Dwar ölümsüzlük teklifini kabul etti ve Sauron’dan bir güç yüzüğü aldı. Gitme zamanı geldiğinde savaşlarla yağmalar sona erdi ve Dwar’ın Mordor’a olan yolculuğundan sonra barış geldi. 
2250’den 3262’ye kadar Dwar Mordor’un savaş kurtlarını yetiştirdiği Barad-Dur’da yaşadı. Çocukları Endor’u çağlar boyunca yağmaladı fakat Numenoreanlar Sauron’u ele geçirdiğinde Dwar Waw’a gerisingeri kaçtı.3320’de Yüzüklerin Efendisi’nin Kara Kule’ye dönüşünden 1 yıl sonra Mordor’a geri döndü. Dwar Dunadan’ın Arnor ve Gondor devletlerine karşı ilerleyen direnişi hazırlayarak işlerine geri döndü. Bizzat kendisi Sauron’un kaderini izledi bu yüzden Barad-Dur düştüğünde ve kötü olan hükmeden yüzüğü kaybettiğinde Dwar efendisiyle beraber gölge tarafına geçti. 

Dwar üçüncü çağın 1051 yılında yeniden uyandı. Dol-Guldur’da Kara lord’un yanındayken aynı yılda Waw’ın doğusuna gitti. Orada gelecek 589 yıl boyunca kaldı. Sauron Dwar’ı 1640’da batıya geri çağırdı. Doğudaki işlerini tamamladıktan sonra Köpek lordu geri kalan Ulairi ile Mordor’a gitti ve kötü olanın yeniden doğuşu için krallığını hazırlamaya başladı. Dwar Nazgul’un Minas-Morgul saldırısına katıldığında 2000 yılına kadar Kara Diyar’da kaldı. İthilien’in ele geçirilmiş başkentinde 2063’e kadar kaldı. 

Sauron Dol-Guldur’u terk ettiğinde ve Kara Diyar’a geri geldiğinde Dwar Mordor’a geri döndü. Nazgul 2951’de başlayan Barad-Dur’un inşasına katıldı. Oradaki işi bittiğinde kurtları ve tazıları yetiştirmek için geri döndü. Dwar’ın diğer Dokuz gibi görevi hükmeden yüzüğü bulmaktı. Kara Süvari yoldaşlarını Rohan içinden Anduin vadisine oradan da Erdiyarı’na kadar takip etti. Cadıkral ve diğer dördüyle beraber Andrath içinden kuzeye, Bree’ye gitti. Kısa bir süre sonra Uvatha, Khamul ve diğerlerine katılmak için yola çıktı fakat Dwar, Cadıkral, Akhorahil, İndur ve Ren kardeşliğe Fırtınabaşı’nda saldırdı ve Frodo’yu yaralamayı başardı. 

Nazgul kaçan yüzüktaşıyıcısını ve yoldaşlarını Bruinen sığlıklarına kadar izledi fakat büyülü sel suları tüm umutlarını söndürdü. Dwar, nehire üçüncü ulaşan, selin tüm kuvvetini hissetmişti ve bineğini kaybetti. Mordor’a geri döndü ve ilerleyen aylarda tek yüzüğü aramaya devam etti. Udun’da toplanan ana orduya katıldığından, Nazgul lordunun yok edildiği Pelennor Çayırları savaşını kaçırdı. Yine de son Morannon Savaşı’nda hava saldırısına katıldı ve Kıyamet Dağı’nda ortaya çıkan yüzüktaşıyıcısını engellemek için uçtu. Ama sonu gelmişti ve hükmeden yüzük yok edildiğinde ve Eä ile olan son bağlantısı da kesilmiş oldu. 



Ji Indur Dawndeath, Bulutların Sürgün Kralı 


İndur Dawndeath, Kiran Cumhuriyeti’nin en zengin ailesinin varisi, 1955’te Korlan şehrinde Ji İndur’da doğdu. Civar krallıkların hükümetine seçilen en genç adamdı. 

Numenor’un büyüyen gücüne karşı merkezi bir hükümet yaratmak için çalıştı. İndur yavaşça zengin savaşçı ve tüccarlar ile çevre Elflerin arasından destek topladı. Fakat krallık savaşın eşiğindeyken ve isyan çıktığında İndur, Mumakan’ın doğusuna kaçtı. 

Sauron’un casusları 18. yüzyılın ortasından beri Mumakillerin evinde oturuyordu ve Ji İndur’un Kara Lord ile olan yürekten bağları ona hükümetteki yenilgisinden sonra bir sığınak sağladı. Sauron sürgün kralına yeni bir taht teklifi sunduğunda Uzun Kiran Yüzüklerin Efendisi’ne güney uçtaki kirli amaçlarını yerine getirmesi için fırsat sağladı. Bu antlaşma Mumakan’ın felaketine neden oldu. Kötü olan 2001’de İndur’a bir güç yüzüğü verdi ve daha sonra aynı yılda yüzüktayfları akıl hocalarının lehine Mumakan tahtını ele geçirdi. 

Ji İndur Mumakan’ın 2.Ji Amaav’ı olarak taç giydi. Kutsal şehir Amaru’dan hükmederek İndur yarı göçmen kabileleri birleştirdi ve sonraki fetihleri için plan yapmaya başladı. Mumakni’nin dağılmış bir halk haline geldiği hükümdarlığı 1261 yıl boyunca sürdü. İndur 1050 yılı civarı Orta Dünya’ya geri döndü ve gelecek 2 yüzyılı E-Sorul Sare adasında gücünü geri toplayarak yaşadı. Geri kalan üçüncü çağ boyunca İndur Mordor’da (1640-2000)veya Minas-Morgul’da(2000-2460 ve 2941-3019)kaldı. Cadıkral ile beraber 3018’de tek yüzüğü aramak için yola koyuldu. Fırrtınabaşı’nda kardeşlikle karşılaştı ve Bruinen Sığlığı’ndaki yenilgiden sonra bineğini kaybetti. Sonradan Minas-Tirith’e karşı olan saldırı boyunca Mumakil atağına göz kulak oldu. Morannon Savaşı’nda ulu kartallarla çarpışmalarından sonra sonları geldi. Geri kalanlarla beraber Kıyamet Dağı’nda Hobbitleri engellemek için uçtular ve tek yüzüğün yok edilişinden sonra yok oldular.



Fırtına Kralı Akhôrahil, Kör Büyücü 


Akhôrahil, Sauron’un hükmeden yüzüğünün büyüsü altında kalan ikinci Numenorean lordu, 1888’de Nisinen Suları’nı gözetleyen bir malikânede doğdu. Müthiş derecede zeki olan genç Akhorahil, ailesinin zenginliği ve Tar-Ciryatan’ın denizaşırı yaptığı yağmalarla elde ettiği kazançlardaki hisseleri sonucu küçük yaşta şımardı. 1904’te ailesi ile beraber doğuya, güneybatı Endor’daki Hyarn sahillerine yelken açtı. Akhorahil yeni ülkesini çok sevdi ve babasının çevre insanlar üzerinde sahip olduğu gücünün hemen hemen tamamı sayesinde eğlendi. Maalesef, genç adamın zenginlik ve güç arzusu, babasının tahtına göz dikmesine neden oldu. Beklediği her yıl ona bir öncekinden daha fazla acı verdi. Sonra 1918’de Akhorahil arzuları doğrultusunda hareket etti. Yaşlı bir Haradrim rahibiyle anlaşma imzalayarak gözlerini iki büyük mücevher(kaynağın gözleri) karşılığında feda etti. Bunlar sayesinde ölümcül büyüler yapmaya başladı ve krallıktaki en güçlü büyücü haline geldi. Akhorahil babasının kontrolünü eline geçirdi. Fiziksel olarak kördü fakat nesneleri normal gören bir insan gibi büyülü bir şekilde sezebiliyordu. Akhorahil 1919 yılının ilk günü Ciryatondor’un tahtına çıktı, kendini Fırtına Kralı olarak ilan etti ve bir hafta içinde kızkardeşi Akhoraphil ile evlendi. Kontrollü bir şekilde kör büyücü genç krallığını silahlandırmaya devam etti ve Uzak Harad’ın güney kısmı boyunca tüm çevre ülkeleri fethetti. 

Akhorahil tarafından desteklenen güçler Yüzüklerin Efendisi`ni Ciryatondor’a karşı kışkırttı. Bilge bir casus Mordor’dan güneye kara Numenorean’a büyüler hakkında eşsiz bir bilgi ve ölümsüzlük teklifiyle yola çıktı. Kör Büyücü Kara Lord’un gizemli antlaşmasını kabul etti. Ciryatondor ve Mordor arasındaki anlaşma Akhorahil`in Sauron’dan bir güç yüzüğü almasıyla mühürlendi. Bu yüzden Fırtına Kralı Nazgul’a dönüşen insanların krallarından beşincisi oldu. Akhorahil 1050 yılı civarında Orta Dünya’da şekil aldı. 1640’ta başlayıp sonraları Nurn yaylalarının yakınında yavaşça inşa edilen Kara Lord’un kalelerindeyken 1975’de Cadıkral ziyaretine geldi. Angmar’daki krallığının yıkılmasından sonra Nazgul Lord’u Mordor’a döndü. Ulairi’yi topladı ve efendilerinin evinin güvenliğini sağlamak için son hareketlerini gerçekleştirdi. Gelecek 25 yıl boyunca güçlerini topladılar ve Minas-Ithil’deki Dunadain şehrine yapılacak ani saldırı için planlar yaptılar. Nazguller 2000’de saldırıya başladılar ve ileri Gondor garnizonuna dehşet saçtılar fakat başarılı olamadılar. İki yıl süren bir kuşatma başladı. Mermer duvarlı şehrin parçalanmış kapıları önündeki görkemli savaşın sonuna gelerek tüm savunmacılar yenildi. Güney krallığının Mordor’a karşı elinde bulundurduğu toprakları da alarak Minas-Ithil ve Palantir Yüzüktayflarının eline düştü. O vakitten sonra ayışıklı şehir Minas-Morgul diye anılmaya başladı. Akhorahil üçüncü çağın sonuna kadar Minas-Morgul’da kaldı. Nurn’deki Luglurak’a ve Gorgoroth’ta Barad-Dur’a yaptığı yolculuklara rağmen Fırtına Kralı liderini-Cadıkral-izlemeye devam etti. Dokuzlar içinde beşinci seviyede olmasına rağmen Akhorahil Cadıkral’ın en değerli komutanı oldu. 3018’de Fırtına Kralı hükmeden yüzüğü aramaya katıldı. Sonunda Cadıkral’la beraber Eriyarı’ndaki Shire’a atını sürdü. Akhorahil arama boyunca efendisine yakın durdu. Kardeşlikle Fırtınabaşı’nda karşılaşan beş Nazgul’den biriydi. Dokuzlar Çorak Topraklarda buluştuğunda ve Bruinen Sığlıkları’nda Frodo’nun yolunu kestiklerinde Akhorahil ve kara bineği Elrond tarafından çağrılan sel sularında boğulan son kişiydi. Minas-Morgul’a dönmeye zorlandığında Akhorahil bir daha yüzüktaşıyıcısıyla asla karşılaşmayacaktı. Fırtına Kralı Pelennor Savaşı’na katılan dört Ulairi’den biriydi ve orada efendisini Rohanlı Eowyn ile yaptığı mücadele sonucu yok oluşunu gördü. Yenilgi ve geri çekilişten sonra Akhorahil Udun’a uçtu ve Morannon’da özgür insanların ordularına yapılacak olan saldırı için geri kalan yedi Nazgul’e katıldı. Kanatlı tayflar gökyüzünde saldırı için belirdi fakat son anda gelen kartallarla dövüşe tutuştular. Ama Sauron yüzüktayflarının Frodo ve Sam’i yüzüğü Kıyamet Çatlakları’na atmalarını engellemezse sonunun geleceğini anlamıştı. Kalan sekizler hızla güneye doğru uçtu fakat yetişemediler. Hükmeden yüzük ve ona bağlı olan her şey yok oldu. Bu yüzden Akhorahil Eä’den göçüp gitti. 



Dirli Hoarmurath, Buz Kralı 


Hoarmûrath, 1954’te Urd topraklarındaki Dir ormanlarında doğdu. Memleketi, Endor’un kuzeyindeki yerleşim yerlerinden biri-kaba avcılarla dolu bir yerdi. Annesi Uab`lı Emurath, çoğu Urd boylarını yönetiyordu ve Umli Savaşları’nda ölümüne kadar Uradar’ın reisi olarak hizmet etti. 

Hoarmurath’ın kız kardeşi Amurath onun yerine geçti. Kraliçenin erkek kardeşi ve varisinin amcası olarak Urdar’ın beyleri arasında yüksek bir konuma sahip olmaktan mutluydu. Hoarmurath’ın Avar elfleriyle yakın ilişkileri vardı. Fakat Onun görüşünü etkileyip ailesine ve geleneklerine karşı isyan çıkartmasına neden oldular. Avar elfleri ona büyü ve güç hakkında şeyler öğrettiler ve genç Animist’in gözlerinin Orta Dünya’nın geri kalan kısmına karşı açılmasını sağladılar. Zamanla Hoarmurath kız kardeşiyle tartıştı ve Myri ile Angcla kabilelerinden değerli bölgeleri alma umuduyla savaş açtı. Bir direniş bunu izledi ve Hoarmurath’ın yaverleri kardeşini katletti. 

Ölüm cezasıyla karşılaşmak yerine Hoarmurath kendini Urd’un ilk kralı ilan etti. Avar savaşçılarının desteğiyle karşıt tarafları bastırdı ve Urd rahibelerini katletti. 1992’de Urdar Lordu oldu. Hoarmurath, kuzey denizleri arasındaki pek çok ormanlık bölgeleri yönetti. Avar grupları Buz Kralı’nın yardımlarıyla krallıklarını korudu ve etki alanlarını genişletti ama ittifak bozulmaya başladı. Elflerin ölümsüzlüğü ve zenginlikleri Harmurath’ı etkisi altına aldı ve Urdar 1999’da müttefiklerine karşı çıktı. 

İki büyük savaş oldu ama ikisi de Avar elflerinin zaferiyle sonuçlandı. Çaresizce Urd kralı Mordor`lu Sauron’dan yardım istedi. Yüzüklerin Efendisi, Khamul’u Buz Kralı’nın huzuruna gönderdi. Güç yüzüğüyle etrafa ışık saçan Khamul gelecekteki yoldaşına yaklaştı. Kötülüğpün bu teklifi karşısında büyük bir hayranlık duyarak Hoarmurath, güç yüzüğünü kabul etti. Bir Ulair olan altıncı kraldı. 

Hediye, Hoarmurath`ı güçlendirmişti. Khamul’un ziyaretinden iki yıl sonra Urdarlılar daha önce hiç görülmemiş derecede güçlüydüler ve Buz Kralı ordusunu güneye yönlendirdi. Ormanlarda süren savaş (2002-2053) Avarların Hoarmurath’a geniş bir alan bırakıp geri çekilişiyle sona erdi. Sauron’un hizmetkârı olarak süren saltanatı kuzey Endor’da yeni bir güç oluşturdu. Bir gün Yüzüklerin Efendisi yüzüktayfını Mordor’a çağırdı. Numenor’un büyüyen gücüne karşı koymak için gereken güç Kara Lord’un kuzey topraklarını elinde bulundurması gereğinden daha ağır bastı. Gelecek 1011 yıl boyunca Hoarmurath Mordor’da kötü olanın yanında kaldı. 

Udun savunmasının ve Mordor’un kapılarının inşasına göz kulak oldu. Numenor’un yıkılışından ve Kara Lordu’un geri dönüşünden sonra Hoarmurath Mordor’a geri döndü ve Sauron’un Rhovanion’daki paralı askerlerini yönetti. 3431’de Barad-Dur’un yıkılışından sonra Son İttifak kara kuleye girdiğinde ve Sauron’u yendiğinde Hoarmurath gölgeye geçti. 

Üçüncü çağın 1050.yılında Hoarmurath Orta Dünya’ya geri döndü. Dir Ormanı’ndaki eski kalesine geri dönerek kaybettiği gücünü kazandı ve kayıp krallığını buldu. Sauron (sonraları Rhovanion-Dol-Guldur’da oturdu) Nazgullerden sekizini (Angmarda kalan Cadıkral haricindekiler) Kara Diyar’a gönderdi. Hoarmurath, Yüzüklerin Efendisi`nin dönüşü için hazırlanan Mordor’da diğer Ulairi’ye katıldı. Dokuzların tümü, Cadıkral’ın Mordor’a dönmesiyle toplanmış oldu. Minas-Ithil’e yapılacak olan saldırı için toplanıp Gondor’un son garnizonu olan kaleye saldırdılar. Ithilien’in başkenti Minas-Morgul ladıyla anılmaya başladı ve sonraları yüzüktayflarının evi oldu. Palantir’i de Barad-Dur’a gitti. 

Yüzüklerin Efendisi, Dol-Guldur’daki kalesini terk etti. Ve Mordor’a geri döndü. On yıl sonra hizmetkarları Kara Kule’yi tekrar inşa etmeye başladılar ve üç tayf Dol-Guldur’a hisarı açmak için döndü. Hoarmurath, Minas Morgul’da kaldı fakat kısa bir süre sonra tek yüzüğü aramak için geri döndü. Hoarmurath diğer sekiz kara süvariyle beraber Ferah Çayırlar yakınındaki Shire’ı bulma umuduyla Anduin üzerinden atını sürdü. Shire’ı bulamayıp güneye dönüp Lorien çevresinden dolandılar ve Rohan içinden Isengard’ı geçip Erdiyarı’na gittiler. 
Yolları onları Yeşilyol üzerinden Tharbard’a ve ötesindeki eski Cardolan’daki hobbitlerin ülkesine giden kavşağa götürdü. Orada Hoarmurath, Adunaphel ve Khamul diğerlerinden ayrıldı. Üçü Güneyuç’a ve Torbaköy’e giderken Cadıkral ve diğerleri direkt kuzeye, Andrath’a oradan da Bree’ye gittiler. 

Hoarmurath ve yoldaşları Yeşil Tepe ülkesinde gezerken buçuklukları neredeyse yakalıyorlardı. Khamul’un keskin koku alma hissi Frodo’nun yolun altındaki saklanma yerini açığa çıkarıyordu fakat hobbitler Tookdiyarı’ndaki Ormanlık Uç’a kaçmayı başardılar. Hoarmurath ve yoldaşlarının onları Buckdiyarı’nda takip etmelerine rağmen üç kara süvari şanslı hobbitleri Bruinen Sığlıkları’ndaki olaya kadar görmediler. Hoarmurath ve diğer iki Nazgul Bree’nin ötesindeki Yol’da Uvatha ile karşılaştılar ve Erdiyarı’nda diğer beş Ulairi’ye katıldılar. Kurbanlarını Ayrıkvadi’nin batısındaki Bruinen Sığlıkları’na kadar takip ederek Hoarmurath da dahil tüm Ulairi Elrond’un hobbitlerin kaçmalarına yardım için çağırdığı sel sularının içinde buldular. 

Daha sonra savaşta Gondor’un başkentine yapılan saldırı Cadıkral’ın Pelennor Çayırları’nda ölmesiyle ve Aragorn’un Mordor birliklerini yenmek için çağırdığı Ölüler Ordusu’nun gelmesiyle sona erdi. İki haftadan az bir süre sonra da özgür insanların ordularının Morannon düzlüklerinde toplanmasıyla daha şidetli bir savaş çıktı. Orada sekiz Nazgul kısa bir süreliğine kartallarla dövüşe tutuştu. Fakat dövüşün ortasında Hoarmurath ve diğerleri efendilerinin emirlerini yerine getirmek için uzaklaştı Efendilerinin korkulu rüyası gerçekleşmişti ve çaresiz yolculukları amaçlarına ulaşamadan sona erdi. Hükmeden yüzüğün yok olmasıyla Hoarmurath ve diğerleri Eä’den göçüp gitti. 



Sessiz Adunaphel – İntikamcı 


Adunaphel 1823 de Numenor’un kuzeyinde Forostar’daki amcasının evinde doğdu. Ailesi kutsal bir kana sahipti ve Forostar ile Orrostar’da geniş toprakları vardı. Küçük bir çocuk olarak bile oldukça güzeldi fakat gençliği yaşlı babasının(Adunahil) ölümünden sonra büyük bir yara almıştı ve uzun yıllar boyunca vicdan azabı içinde yaşadı. Adunaphel babasının ölümüne ve annesinin Tar-Ciryatan’ın mahkemesinde amcasının suç ortağı olduğunu öğrenmesi üzerine çaresizlik ve utanç içine girdi. 

Adunazil ve müttefiği Prens Tindomul(geleceğin Cadı kral’ı)gibi o da Edain’in kendi kültürlerini yaşatması ve askeri, ekonomik gücünü genişletmesi umuduyla Batıillilerin elflerle olan yakın bağlarını kesmek için bir arayış içerisine girdi. Tüm umudu Numenorluların tüm insanlar üzerindeki egemenliğini görmekti. Ve bu yüzden 1914’te Numenor’u terk etti. 

Adunaphel kendi tacını aramaya başladı ama ülkesinde hiç ümit yoktu. Kraliyet müttefiklerini izledi ve Orta Dünya’ya gitti. Umbar sahillerine yerleşerek genişleyen krallığının merkezi olan bir başkent inşa etti. 



Ren, Ateş Kralı 


Ren, bir zamanlar Angmar komutanı ve Cadı kral’ın sağkoluydu. Bizzat Cadı kral tarafından karanlık sanatlar konusunda eğitildi ve şimdi karanlığın ve korkunun korkunç bir yaratığıdır. Üçüncü çağda Barad Ungol komutanıydı. Hakkında pek fazla yazmaz fakat Ateş Kralı adı altında anılır. Morannon Savaşından, yüzüğün Kıyamet Çatlakları’na düşmesinden sonra ölmüştür. 



Süvari Uvatha, Haberci 


Aslen Khand’dan bir Variag’dır. Uvatha halkı gibi usta bir atlıydı. Khand’da çıkan bir sivil savaşta çarpıştı ve tüm diğer kabileleri kendi hâkimiyeti altında birleştirdi. Bunu yaptıktan kısa bir süre sonra kendisine teklif edilen güç yüzüğünü kabul etti. Variaglar Kara Lord’un güney ve güneydoğu sınırlarını korumak için eşsiz birer müttefiktiler ve sonraları Mordor ordularına hatırı sayılır biçimde katıldılar. Dehşet verici ve kana susamış namlarıyla düşmanlarının kalplerine büyük bir korku saldılar. İkinci çağın sonunda Sauron düştüğünde Uvatha da gölgeye geçti fakat bin yıl kadar bir süre sonunda Kara Lord’la beraber tekrar ortaya çıktı. Khand’daki hâkimiyetini tekrar kurdu ve krallığını Kuzey Harad’a kadar genişletti. Nazgullerle beraber Minas-İthil saldırısına katıldı ve Sauron Mordor’a taşındığında Büyü Kulesini tekrar kuşattı. Sauron tarafından tek yüzüğü aramak için diğer Dokuzlar’la beraber at sürdü ve hobbitleri Bruinen sığlığında yakaladı. Morannon Savaşından, yüzüğün Kıyamet Çatlakları’na düşmesinden sonra yok oldu. 
Ainur'un Müziği ve Arda'nın Yaratılışı Nedir?

Ainur'un Müziği ve Arda'nın Yaratılışı Nedir?








Iluvatar tek başına yaşardı. Bütün şeylerin öncesinde, ilk önce Ainur'u var etmek için şarkı söyledi, dünyanın içinde ve dışında onun bütün yaratıkları arasında en büyük güç ve görkem onlardır. Sonra boşluğun içinde onların mekanlarını şekillendirdi ve aralarında yaşadı, onlara her türlü şeyi öğretti, bunların içinde en önemlisi müzik idi. 


Onlarla şarkının temalarını ve neşeli ilahileri söyleyerek konuştu, o zamana kadar aklında ve yüreğinde tasarladığı yüce ve harika şeylerin çoğunu açıkladı, böylece artık onun için müzik yapabileceklerdi ve onların çalgılarının sesleri tahtının etrafında ihtişamla yükselecekti. 


Bir zaman geldi, Iluvatar gönlündeki muhteşem bir tasarımı Ainur'a anlattı, enginliği ve yüceliğiyle daha önce anlattığı hiç bir şeyin dengi olmayan bir tarihi gözlerinin önüne serdi, onun başlangıcının ihtişamı ve bitişinin görkemi Ainur'u şaşkınlık içinde bıraktı, böylece Iluvatar'ın huzurunda eğildiler, dilleri tutulmuştu. 


Sonra Iluvatar dedi ki:''Önünüze serdiğim bu öyküye ve tüm tarihin kat kat açılıp serileceği yer olarak size betimlemiş olduğum bu yüce güzellikte bölgesine yalnızca dış hatlarıyla değinilmiştir.Bütün boşlukları doldurmadım, gönlümün dopdolu olduğu güzellik ve zerafet hakkındaki bütün nesnelerin ve süslerin bir dökümünü yapmadım.Şimdi benim arzum ulu ve mükemmel bir müzik yaparak bu temanın şarkısını söylemenizdir;(size çok şey öğrettiğimi ve içinize Gizli Ateş'i yerleştirdiğimi bilerek) zihninizi ve güçlerinizi bu temayı kendi düşünceleriniz ve tasarımlarınızla donatmak için kullanacaksınız.Ama ben oturup dinleyeceğim ve sizin aracılığınızla pek çok güzelliğe şarkıda vücut buldurduğum için mutlu olacağım.'' 


Ardından arpçılar ve udçular, flütçüler ve kavalcılar, Ainur'un sayısız koroları ve orgları, Iluvatar'ın temasını ulu müziğe dönüştürmeye başladı; büyük denizlerin kükremelerinden daha şiddetli gürleyen armonilere karışıp birbirlerinin içlerinde çözülerek çeşitlenen ve karşılıklı etkileşen muhteşem melodilerden oluşan bir ses yükseldi, ta ki Iluvatar'ın yaşadığı yer ve Ainur'un mekanları müzikle ve müziğin yankısıyla dolup taşana dek, çok uzaklardaki karanlık ve ıssız yerlerin içlerine dahi akan müziğin yankılarının yankısıyla.Ölçülemez enginlikte görkemiyle böylesine bir müzik, daha önce hiç var olmamıştı ve o zamandan beri de bir daha olmayacaktır; gerçi denir ki, Büyük Son'dan sonra, Iluvatar'ın tahtının huzurunda hem Ainur hem de Insanoğlu koroları tarafından çok daha yüce bir müzik dokunacaktır.Sonra Iluvatar'ın en yüce temaları çalınacaktır; çünkü, Ainur ve İnsanoğulları onun aklını, yüreğini ve tüm niyetini artık biliyor olacaklardı. 








Ulu Tema 


Iluvatar oturup dinledi, uzun süre boyunca bu ona çok iyi göründü, çünkü müzikte kusurlar azdı ve ona öyle geldi ki Ainur pek çok şeyi iyi öğrenmişti. Ama ulu tema geliştikçe Melkor'un yüreğine Iluvatar'ın ulu temasına uymayan ve kendi kibirli imgeleminin birbiri içine girmiş özleri ulaşmaya başladı. Iluvatar tarafından, Ainur içinde en büyük güç, bilgelik be bilgi ihsanlarının bir bölümü Melkora armağan edilmişti; ve o, yaşam ve Gerçeklik veren Gizli Ateş'i aramak için karanlık yerlerde ve boşluklara sık sık tek başına dolaşmıştı(çünkü kendi varlığından bir şeyler meydana getirmek için çok ateşli bir arzu duyuyordu); ama yine de onu bulamamıştı, çünkü Ateş Iluvatar'ın yanındaydı ve o, çok daha sonraya dek bunu bilmeyecekti. 


Ama he rşeye rağmen, kendisine ait çok kurnazca düşüncelere kapıldı, ki bunları Iluvatar'a bile göstermemişti. Bu tasarım ve tasavvurlarının bazıları artık müziğe dokunuyordu, etrafında çalanların çoğu ümitsizliğe düştü, müzikleri zayıfladı, yanındakilerin düşünceleri tamamlanmamıştı ve bulanıktı, müziklerine onunkine uygun bir ahenk kazandırdılar. İşte böyle Melkor'un yaramazlığı müziği karartarak yayıldı, çünkü onun bu düşünceleri, Iluvatar'ın tasarısının güzelliğiyle uzaktan yakından ilgili olmadığı için armonileri kırık dökük ve bölük pörçüktü. Iluvatar yine de müzik akıl almaz bir çirkinlik alıp ve kasvetin derinliklerine doğru çökene kadar oturup dinledi; ardından hüzünle gülümseyip sol elini kaldırdı ve çarpışmanın ortasında, ilki gibi ama pek benzemeyen yeni bir tema oluşuverdi hemen, gerçi bunun nasıl olduğunu hiç kimse açıkça anlamamıştı ve tema güçlenip güzelleşti.Ama Melkor'un yükselttiği uyumsuzluk ve gürültü, onun karşısında gümbürdemeye başladı, artık bir ses savaşı vardı ve pek az şeyin seçebildiği bir çınlama yükseldi. 


Sonra Iluvatar sağ elini kaldırdı, artık gülümsemiyor, ağlıyordu; ve işte üçüncü bir tema, diğerlerine hiç benzemiyordu, gürültünün ortasında büyüdü, ta ki sonunda, Iluvatar'ın ayaklarının dibinde bir ara iki müzik gelişiyor gibi olana dek ve bunlar tamamen uyumsuzluk içindeydiler. Birisi çok ulu derin ve güzeldi, ama söndürülemez bir keder karışmıştı, diğeriyse artık kendi birliğini kurmuştu ve kendine has dizgesi vardı, ama gürültülü, anlamsız ve kibirliydi, sanki onu boğmak niyetine sahipmiş gibi öbürüne anırıyordu, her şeye karşı çıkmasına ve çok korkunç bir şekilde çatışmasına rağmen yinede bir şekilde rakibine ekleniyor, ona bir armoni katıyordu. Bu yankılanan mücadelenin tam ortasıda, Iluvatar'ın salonları sarsılır ve bir ürperme karanlık yerlere doğru akarken Iluvatar iki elini de kaldırdı, ışık kadar delici ve derinlik kavranamaz tek bir akor çaktı, müzik gümbürdedi ve kesildi. 


Ardından Iluvatar dedi ki:''Ainur güçlüdür, görkemlidir ve bilgi açısından en kudretli olanı Melkor'dur ama o ve tüm Ainur bilir ki ben Iluvatar'ım, şarkıda söylediğiniz ve çaldığınız bütün bu şeyleri meydana gelmesine ben neden oldum - sadece ben eğleneyim ya da kendi başınıza çalasınız diye göksel bölgelerde yaptığınız bu müziğe neden olmadım. Bütün bunlar, Iluvatar'ın gerçekliğini paylaşasınız diye yarattığım sizler, Ainur, daha çalarken gerçekliği biçimlendiresiniz diyedir. Belki de ben şarkımdan meydana gelen bu şeyleri seveceğim, Sen Melkor, sonunda Iluvatar'ın bizzat kendisinden kaynaklanmayan hiç bir temanın çalınamayacağını ve müzikte Iluvatar'a rağmen hiç bir değişiklik yapılamayacağını göreceksin. Buna kalkışan kişi, sonunda kendisini çok daha karmaşık ve ihtişamlı bir şeyin tasarlanmasında bana yardım ederken bulur: baksanıza! Melkor ateş kadar dehşet verici, karanlık sular gibi kederli, gazabı fırtına gibi ve en karanlık yerlerin derinlikleri kadar ışığımdan uzak duran bir kötülüğe sahip olmasına rağmen, önünüze serdiğim tasarının parçası haline geldi. Onun aracılığıyla müziklerin baskın gelmek için verdikleri çarpışmanın içinde acı ve sefalet oluştu; ses karmaşasının yanında zulüm mevcuttu, açgüzlülük, karanlık, düşünce yada nesnelerin bütün çürümüşlüğü ve nefret ediesi batak, piskokulu sisler ve zorlayıcı alevler, acımasız bir soğuk, doğmuş olmak ve ümitsiz olarak ölmek.Ama yine de bu, onun aracılığıyla ama yüzünden değildir; ve Melkor da tıpkı sizin gibi, hatta artık onun kötülüğü altında yaşayarak sefilliğe ve kedere, dehşete ve günahkarlığa onun aracılığıyla katlanacak olan bütün o varlıklar gibi anlayacak ve sonunda beyan edecektir ki, bütün bunlar yalnızca benim yüce görkemimle son bulacak ve temayı dinlemek için daha değerli kılmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır,Hayat yaşamaya değer ve Dünya öylesine harika ve muhteşemdir ki, Iluvatar'ın bütün yapıp ettikleri arasında, onun en sevdiği ve en güçlü çalışması sayılacaktır'' 

Sonra Ainur korkuya kapıldı, kendilerine söylenen sözleri tamamen kavrayamamışlardı, Melkor utançla ve utançtan kaynaklanan öfkeyle dolmuştu; ama onların şaşkınlıklarını gören Iluvatar, görkemli bir şekilde kalktı ve yaşadığı yerden uzaklaştı; ve Ainur'a peşinden gelmelerini emretti.Boşluğun tam ortasına eriştiklerinde, önceden bomboş olan yerde muhteşem bir şey vardı...
Eru Ilúvatar Kimdir?

Eru Ilúvatar Kimdir?



Eru Ilúvatar
J. R. R. Tolkien'in kurgusal Orta Dünya evreninde her şeye gücü yeten tek yaratıcıdır. Bununla beraber, Eä'da yapılacak birçok iş için Ainur'u yetkilendirmiştir. Arda'yı (Dünya'yı) şekillendirmek de bu işlerden birisiydi. Eru, Tolkien'in Silmarillion'unda önemli bir karakterdir. Bunun yanında, Hobbit, Yüzüklerin Efendisi gibi çok daha ünlü eserlerinde üstü kapalı olarak bahsedilir (Yüzüklerin Efendisi'nde Númenor'un Çöküşü'nden bahsedilen Ek A'da Tek Olan diye anılır). 

Yaratıcı sıfatıyla Eru 
Quendi (Elfler) ve Atani (İnsanlar) Eru tarafından yaratıldı. Silmarillion'da bu iki ırk Ilúvatar'ın Çocukları olarak adlandırılır. Cüceler, Aulë tarafından yaratıldılar ve Eru onların da yaşamasına müsaade etti ve onları akıl sahibi kıldı. Hayvanlar ve bitkiler, Manwë ve Varda tarafından şekillendirildi. Manwë, Eru'dan, hayvanlara ve bitkilere de akıl vermesini diledi. Bir görüşe göre Yüzüklerin Efendisi ile Hobbit'te bahsedilen Kartallar, Maia ırkından olabilir. Ayrıca, Oromë'nin av köpeği Huan'ın -Kendisi de bir Maia olan Sauron'u dövüşte yendiği dikkate alınırsa- Maia olması ihtimali vardır. Bir başka görüşe göre, Huan'ın bilinç seviyesi ve akıllılığı -her ne kadar sadece Eru'nun yarattığı orijinal bağımsız akıllılık gibi olmasa da- Valar'ın yaratıklara nimet bağışlama yetkisinin genişliğini göstermektedir. Melkor, Eru'nun yarattıklarını taklit ederek yaptığı yaratıklara görece farklı şekiller verebilmeyi başardı (Orklar, Ejderhalar, Devler). Bununla beraber orklar muhtemelen bozulmuş elflerdir, dolayısıyla Ilúvatar'ın Çocukları'ndan türetilmişlerdir. 
Eru ,Gizli Ateş'e sahip olan tek varlıktır. Bu yüzden Tolkien'in evreninde, ayrı bir can yaratabilecek tek varlık Eru'dur. Bütün yaratılmışlar Eru tarafından yaratılmasa bile Eru tarafından kutsanmadıkça varlığa bürünemezler. Melkor, Gizli Ateş'i arzuladı ve boşu boşuna ele geçirmeye uğraştı. Başarısız oldu, çünkü ateş Eru'nun içindeydi. Melkor, bu yüzden orijinal hiçbir yaratık yapamadı. Tek yapabildiği Eru'nun yarattıklarını bozup değiştirmek oldu. 

Eru'nun Arda tarihine doğrudan etkileri 
Eru, sadece mutlak gereklilik içerdiğinde Arda üzerinde kendi gücünü faaliyete geçiriyordu. Arda'yı Eru yarattı. Ayrıca Elfleri ve İnsanları bizzat yarattı ve uyandırdı. İkinci Çağ 3319'da Ar-Pharazôn ve ordusunun cesedleri Aman kıtasına vurduğunda Eru, ölü bedenleri bizzat toprağa gömdü. Daha sonra -İkinci Çağ'ın bitimini getiren olaylar zincirinin bir parçası olarak- o güne dek düz olan Arda'nın şeklini küresel yaptı, Númenor kıtasını denize batırdı ve Ölümsüz Topraklar'ı dünyanın atmosferinden ötelere taşıdı. Gandalf, Balrog'la yaptığı savaşta öldüğünde ona tekrar yaşam vermek Valar'ın gücünün ötesinde bir işti ve Eru Ilúvatar aracısız devreye girerek Gandalf'ı bedenine döndürüp geri yolladı. 

Tolkien'in dinî inancında Eru'nun yeri 
1954'te Oxford'daki Katolik yayınları satan Newman Kitabevi'nin yöneticisi Peter Hastings'e yazdığı bir mektubun taslağında Tolkien'in bu mesele üzerinde net bir açıklama yaptığı görülür. Koyu bir Katolik olan Tolkien mektupta, yazdığı efsanelerdekine uygun şekilde, Tanrı'nın ortodoks olmayan tanımını, mutlak gizli mahiyetini benimsediğini belirtiyor. 
Sonsuz yaşamla vasıflandırılmış olan elflerin reenkarne olmaları (başka bir bedende hayata dönmeleri) ihtimaliyle ilgili olarak Hastings şöyle yazmıştır: 
Tanrı, bildiğimiz hiçbir yaratıkta böyle bir iş gerçekleştirmedi, bana öyle geliyor ki böyle gerçekliğin meydana gelmesi bizi bir alt-yaratıcı kavramına doğru götürüyor. Çünkü bir alt-yaratıcı yaratan-yaratıcı arasındaki işlerle ilgili bir faaliyette bulunduğu takdirde, daha önce yaratıcı tarafından kullanılmış yöntemleri kullanmak mecburiyetindedir. 
Tolkien'in cevabî yazısı, ilahî yaratış ile sunî alt-yaratış arasındaki ilişkiyi şöyle açıklar: 
İlahî yaratışla, alt-yaratışların doğasını birbirinden tamamen ayırt etmek durumundayız. Şunu belirtmeliydim ki "yaratıcının kullanmış olduğu yaratış yöntemlerinden bağımsız" oluş, Tanrının mutlak gizli mahiyetine hürmeten, "alt-yaratış"ın temel fonksiyonudur...Bir metafizikçi değilim, fakat bunun garip bir metafizik meselesi olduğunu düşünmeliydim. Bir tane yol değil, aslında potansiyel olarak sayısız yaratış yolu vardır, -bizim de sınırlı olarak sezdiğimiz- bilinen yaratış yolları, Tanrı tarafından kullanıldığında etkili olan ve ancak onun tarafından kullanılması geçerli olan yöntemlerdir. 
Hastings ayrıca Tom Bombadil'in kim olduğunu açıklamak için Altınyemiş'in söylediği "O mevcuttur" ifadesini Bombadil'in Tanrı olduğu anlamını ima ettiği için eleştirmiştir. 
Tolkien, cevabî yazısında: 
Tom Bombadil konusuna gelince, bu konu üzerinde -esas noktayı ihmal edecek şekilde- fazla ciddi olduğunuzu düşünüyorum...Bu tutumunuzla bana az çok, (günümüz) Katoliklerinin rahiplere Baba (Peder) demesine -baba unvanının sadece İlk İnsan'a ait olduğu düşüncesiyle- karşı çıkan Protestan görüşünü hatırlatıyorsunuz. 

Esinleniş ve kurgunun gelişimi 
Efsanenin ilk versiyonlarında Ilúvatar ismi İngilizce'ye "Father for Always" (Mutlak Tanrı) olarak çevrilmişti (bkz. Kayıp Öyküler Kitabı, Orta Dünya Tarihi serisinin ilk iki kitabı olarak yayımlandı), daha sonraları "Sky-father" (Gök Tanrı) olarak çevrildi , fakat bu anlamlar daha sonra yerini daha yeni bir anlama bıraktı. Ilúvatar, ilk zamanlarda Tanrı için kullanılan tek isimdi, daha sonra Orta Dünya Tarihi serisinin onuncu bölümü olan Morgoth'un Yüzüğü'nde "Aman Yıllıkları" kısmında Eru ismi ilk kez yer aldı.